MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, esas dava ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gerereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, davacıların muris ....’ın 07.08.1974 tarihinde adi senetle dava konusu 157 parselde .........’ın payını satın aldığını, satın aldığından itibaren zilyetliğinin başladığını, bu nedenle ......... adına olan hissenin iptali ile davacılar adına tescilini talep etmişlerdir.
Davalılar ...,.....’un ayrı ayrı ve fakat aynı içerikli dilekçelerinde; tapuya kayıtlı taşınmazların resmi yolla satışının yapılacağını davalıların adi senede dayandıklarını satışın geçersiz olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Davalılardan ....’ın vefat etmesi nedeniyle mirasçılarına karşı Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/105 Esas sayılı dosyası ile aynı mahiyette taraf teşkilini sağlamak maksadıyla açılmış olup iş bu davayla birleştirilmiştir.
Mahkemece, .........’a babası ....’ın miras payı olan 1/12 hisseden düşen miras hissesine isabet eden kısmın tamamını 07.08.1974 tarihinde harici satış senedi ile davacıların babalarının satın aldığı, o tarihten bu yana davacıların murisi ve davacılar kullanımında olduğu, harici satışın da kadastrodan önce yapıldığı ve geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, süresi içinde Davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava ve birleştirilen dava; adi senetle yapılan satım sözleşmesinden kaynaklı zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
TMK'nun 701. maddesi gereğince kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Yine TMK’nun 702. maddesi gereğince, Ortakların hakları ve yükümlülükleri topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleriyle belirlenir. Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.
Somut olayda; davacılar tarafından davacıların murisi ....’ın 157 parsel sayılı taşınmazda .........’a ait payı satın aldığı iddiasıyla tapu iptal ve tescil talebinde bulunulmuştur. Dava konusu taşınmazın, davalıların kök miras bırakanı ....’dan mirasçılarına kaldığı tespit edilmekle, mirasçılardan .... oğlu Mehmet ‘in oğlu olduğu dosya kapsamından anlaşılan .........’ın elbirliği mülkiyetine tabi olan taşınmazda tek başına kendi miras payına düşen kısmı 3. kişi durumunda olan davacılar ve murislerine satışı geçerli değildir. Hala tapuda söz konusu 1/12 pay muris .... adına kayıtlı olup mirasçılardan bir veya birkaçının elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazda tamamını veya kendi payını satması geçersizdir. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy