MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Katılma Alacağı
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine, katılma alacağı davasının... Aile Mahkemesi'nde görülen dava ile birleştirilmesine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 02.07.2014 gün ve 214/371 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı ... adına edinilen taşınmazın davalı eş tarafından mal kaçırmak amacıyla devredildiği belirterek tapu iptali ile davacı adına tesciline; mümkün olmaması halinde, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacağın davalı eşten alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Orhan vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ve ..., davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tapu iptal ve tescile yönelik talebinin ispatlanmaması nedeniyle reddine, alacak talebine yönelik davanın taraflar arasında görülen mal rejiminin tasfiyesine yönelik olan... Aile Mahkemesi'nin 2010/861 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacının ve davalının tapu iptal ve tescile yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal rejiminin tasfiyesine dayalı tapu iptal ve tescil isteği ve alacak isteğine ilişkindir.
Mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacak hakları doğar. Kural olarak, eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp, şahsi alacak hakkıdır (07.10.1953 gün 8/7 YİBK, 4721 sayılı TMK'nun m. 227/1, 231, 236/1). TMK'nun 239/1. fıkrasında; "katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir…” denilmektedir. 226/3. madde de ise "Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler" hükmüne yer verilmiştir. Anılan kanuni düzenlemelerden de anlaşılacağı gibi, borcun ayın olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir haktır. Başka bir anlatımla, tasfiye alacaklısı ayrık durumlar hariç ayni hak isteğinde bulunamaz, ancak borçlu eş isterse, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava sonuçlanıncaya kadar borcunu ayın olarak ödemeyi kabul edebilir.
Açıklanan bu kuralın istisnaları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 226/2. maddesinde (alacaklı eşin tasfiyeye konu paylı malda üstün yararını kanıtlaması) ve 240. maddesinde (aile konutu veya eşyanın söz konusu olması) tahdidi olarak belirtilmiştir. Temyize konu davadaki somut olayda açıklanan istisnai durumlar mevcut değildir.
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Mahkemece, tapu iptal ve tescile yönelik talep yönünden 07.10.1953 tarih ve 1953/8, 1953/7 sayılı YİBK Hukuk Bölümü Kararı uyarınca; davacının mal rejiminin tasfiyesi sonucunda oluşan hakkı kişisel hak niteliğindeki bir alacak hakkı olup, ayın (mülkiyet) istenemeyeceği gerekçesi ile karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verimesi doğru değil ise de; ret kararı sonuç itibariyle doğru olduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Davacının birleştirme kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; ... Aile Mahkemesi'nin 2010/861 E. sayılı dosyasında, davacı ... tarafından davalı ...'e karşı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasında tasfiyenin konusunun, Antalya'daki tapulu taşınmazlar olduğu; görülmekte olan davada, tasfiye konusu malın Kemer ilçesinde bulunan 6 ada 1 parsel 2 nolu bağımsız bölüm olduğu anlaşılmakla, tasfiyeye konu mallar farklı olup ayrı ayrı tasfiyesi yapılacağından, iki dava dosyasının birlikte görülmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Buna göre, Kemer ilçesinde bulunan 6 ada 1 parsel 2 nolu bağımsız bölüm hakkındaki tasfiyeye yönelik dava eldeki dosya üzerinden yürütülmekle yargılama daha etkili, isabetli ve sağlıklı olacağından, Mahkemenin birleştirmeye yönelik kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün tapu iptali tescil talebinin reddine ilişkin bölümüne yönelik temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle reddine, 2. bentte gösterilen sebeplerle hükmün birleştirilmeye yönelik bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre, davalının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 736,05 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya, 252,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 222,80 TL'nin temyiz eden davalı ...'e iadesine, 28.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy