MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davaya konu 884 ve 907 parsel sayılı taşınmazlarda,... murisi Mustafa Şimşek, ... ve vekil edeninin murisi ... müşterek malik olduklarını, söz konusu parsellerin 1950 yılından buyana vekil edeni ile vekil edeninin murisinin kullanımında olduğunu, davalı .....nin, 1975 yılında ölen murisi ....'in payını, murisinin ölümünden 26 yıl sonra adına intikal ettirdiğini, TMK'nun 713.maddesinde açıklanan zilyetlik koşullarının oluştuğunu açıklayarak, davaya konu taşınmazlardaki ... ile... adına kayıtlı hisselerin iptali ile, vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini verilmesini istemiştir.
Davalılardan... vekili, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak.,, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/546 E.sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davasının devam ettiğini, taşınmazın vekil edeni tarafından ekilip biçildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının, murisi ....ölümünden sonra dava tarihine kadar 18 yıl 15 günlük zilyetliğinin bulunduğu, davayı tereke adına değil kendi adına açtığı, bu hali ile TMK 713 maddesi gereği olağanüstü zamanaşımı nedeniyle kazanma koşullarının gerçekleşmediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nun 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Her ne kadar Mahkemece yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Davaya konu taşınmazların tapu kayıtları, ilk tesis tarihinden itibaren eksiksiz olarak celbedilmemiştir. Bu nedenle, öncelikle davaya konu 884 ve 907 parsel sayılı taşınmazların, ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile tedavüle esas belgelerinin atlanmaksızın ve eksiksiz olarak dosyaya celbedilmesi gekerir.
2-Dosya arasında mevcut,.,, 2 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2099/392 E, 2010/273 ....sayılı dosyasından, kayıt maliki Satılmış kızı ....'nin soyadının, tapu kayıtlarında ..... olarak düzeltildiği anlaşılmakla, isim değişikliğine ilişkin iş bu kararın tapu müdürlüğü nezdinde infazı sağlanarak, düzeltilmiş haliyle güncel tapu kayıtları dosyaya celbedilmemiştir. Mahkemece, Satılmış kızı Emine'ye ilişkin isim değişikliği kararının tapu müdürlüğünde infazının sağlanarak güncel tapu kayıtlarının dosyaya celbi gerekir.
3-Dosya arasında bulunan, davacı murisi A....e ait veraset belgesinin incelenmesinden, muris Ahmet Şimşek'in davacı dışında başkaca mirasçılarının da bulunduğu anlaşıldığından, taraf tanıklarının yeniden dinlenerek, davaya konu taşınmazın evveliyatında kime ait olduğu, kim tarafından, ne zamandan beri, ne şekilde ve kimin nam ve hesabına kullanıldığı hususlarının araştırılması, taşınmazların davacının murisi .....şek'ten kaldığının tespiti halinde; taksim, pay satışı, bağış v.s gibi nedenlerle tamamının davacıya kalıp kalmadığının belirlenmesi, taşınmazın tamamının davacıya kaldığının belirlenememesi durumunda, davacının kullanımının tereke adına olduğunun kabulü ile, 6100 sayılı H.M....'nın 124 maddesine istinaden, iradi taraf değişikliği hakkının davacı tarafa hatırlatılması, davacı taraf, dava dilekçesinde, taşınmazların babası ve babasından sonra da kendisi tarafından kullanıldığını beyan ettiğinden, T.M....'nun 996.maddesi kapsamında eklemeli zilyetliğin bulunup bulunmadığının taraf tanıklarından sorularak var ise süresinin tespit edilmesi, tanık beyanları arasında çelişki bulunması halinde, çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi, yukarıda da belirtilen usule ve esasa ilişkin tüm eksiklikler giderildikten sonra, T.M....'nun 713/2. maddesindeki koşulların davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda, toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece tüm bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırma ile hüküm tesis edilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 7.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy