MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı 3. kişi, mahcuz makineleri borçludan icraya konu senedin tanzim tarihinden önce satın aldığını ve kendi işyerine taşıdığını, borçlu ile hiç bir alakasının olmadığını belirterek, istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz sırasında borçlu tarafından kullanılan aracın ve bir çalışanının haciz mahallinde bulunduğunu, borçlu ile davacı arasında muvazaalı satış olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, bilirkişi raporunda mahcuzların borçlu kayıtlarında bulunmadığının belirtildiği haciz sırasında davacı tarafından işyeri devrine ilişkin belgelerin sunulmasına rağmen haciz işlemine devam edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalıdan % 20 tazminatın tahsiline karar verilmiş, karar davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli değildir.
Dosyanın içeriğine, toplanan deliller ve tanık ifadelerine göre, malların borçludan satın alınarak haciz mahalline getirildiği, haciz sırasında borçlu tarafından kullanılan aracın ve bir çalışanının hazır olduğu, evrak araştırmasında yine borçlu şirkete ait güncel tarihli bir sevk irsaliyesinin bulunduğu nazara alındığında, İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla davacı alacaklı yararına olduğunun kabulü ile karinenin aksinin davalı 3.kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Davalı 3. kişinin karinenin aksini kanıtlayıp kanıtlayamadığının belirlenmesi amacıyla öncelikle; davaya konu mahcuzlara ilişkin faturaların dip koçanlarının ve davacı 3. kişi şirketin ticari defterlerinin getirtilmesi, bundan sonra dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdii edilerek, ve varsa tarafların bu konudaki banka kayıtları da incelenerek ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınarak rapor alınması, bu doğrultuda davalının sunmuş olduğu faturaların gerçek olup olmadığının, bedellerinin ödenip ödenmediğinin belirlenmesi ve taraflar arasındaki organik bağın araştırılması ile dosya içerisindeki diğer deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 06.06.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy