MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili; hacze konu makinelerin müvekkiline ait olduğunu belirterek, davanın kabulüne, hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı borçlu, davayı kabul etmiştir.
Mahkemece; 13.06.2014 tarihinde haciz yapıldığı, davacıya İcra Müdürlüğünce dava açması için süre verildiği, İİK 96-97 maddesine göre yapılan haciz işlemi için şikayet başvurusunda bulunmadığı davanın süresinde açılmadığı, ikinci defa 20.08.2014 tarihinde muhafazaya gidildiğinde yeni hacizmiş gibi işlem yapılıp süre verilmesi, dava açma imkanı vermeyeceği gibi;haciz zaptı aksi sabit oluncaya kadar geçerli tutanaklardan olup davacı tarafın tutanağın aksini ispatlayan delili olmadığı, borçlu ile davacının aynı işi yapması, taraflar arasında akrabalık bağı olması, mülkiyeti ispatlayacak nitelikte güçlü delil olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, davalı alacaklı kendisini vekille temsil ettirdiğinden dava değeri üzerinde 1.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3. kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına özellikle davanın süresi içerisinde açıldığının kabulü ile haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapılmasına, davacı 3.kişinin borçlunun damadı olmasına, borçlu ile davacı 3.kişinin faaliyet alanlarının aynı olmasına, davacı 3.kişinin alacaklı lehine olan karinenin aksini ispat edebilecek herhangi bir delil dosyaya sunmadığına göre, davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava 10.000.-TL dava değeri üzerinden harç yatırılmak suretiyle açılmış, mahkemece hacizli malların değeri üzerinden hesaplanacak harç tamamlatılmak sureti ile yargılamaya devam edilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, takibe konu alacak miktarı, hacizli malların değerinden fazla olduğundan avukatlık ücretinin hacizli malların değeri üzerinden hesap edilmesi gerekirken davalı taraf yararına dava değeri (10.000 TL ) üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davalı alacaklı vekilinin tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; davalı alacaklı tarafından, tazminat talebinde bulunulmuş olmakla birlikte bu taleple ilgili olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Oysa, HMK'nun 297. maddesinde, hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu itibarla, davalı alacaklının tazminata ilişkin talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı alacaklı vekilinin vekalet istemine yönelik temyiz itirazlarının kabulüne, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin tazminat talebine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,peşin harcın istek halinde davacı ve davalıya ayrı ayrı iadesine, 14.9.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi