MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı 3. kişi vekili; 01.04.2010 tarihinde müvekkiline ait işyerindeki malların haczedildiğini, davacı şirketin yetkilisi Emre Bodurlu'nun borçlu şirket yetkilisi Fahrettin Bodurlu'nun oğlu olduğunu ancak borçlu ve davacı şirketin ayrı tüzel kişilikleri olduğunu belirterek hacizlerin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz adresinde borçlu şirkete ait levhanın ve belgelerin görüldüğünü, borçlu ve davacı şirketlerin aynı adreste faaliyette bulunduklarını ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 11.6.2013 tarih ve 2012/ 3251 Esas 2013/ 8880 Karar sayılı ilamı ile; davacı ve borçlu şirketlerin iç içe birlikte faaliyette bulundukları, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile tüzel kişilik perdesinden yararlanmaya çalıştıkları bu nedenlerle davanın reddi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3.kişi vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderacatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre davacı 3.kişi vekilinin vekilinin tüm, davalı alacaklı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine;
2-Davalı alacaklı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
-//-
Somut olayda, davaya dayanak teşkil eden takiplere konu toplam alacak miktarı, hacizli malların değerinden fazla olduğundan, avukatlık ücretinin hacizli malların değeri üzerinden hesap edilmesi gerekirken davalı taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Davacı 3. kişi vekilinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle tüm, davalı alacaklı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle vekalet ücretine ilişkin davalı alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 4 numaralı maddesindeki " 500,00TL maktu ücreti vekalet harcının" ibaresinin çıkartılarak, yerine "2.472,00 TL nispi vekalet ücretinin‘’ ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilmesine, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TLpeşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 6,20 TL'nin davacıdan alınmasına, peşin alınan harcın davalıya iadesine 14.9.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy