MAHKEMESİ: ... 9. İcra Hukuk Mahkemesi
araflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Takip dayanağı İstanbul 35. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.04.2014 tarih ve 2012/27 Esas, 2014/68 Karar sayılı ilamının takibe konulan 1. fıkrasında “davanın kabulüne, 110.000,89 USD’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 07.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizi uygulanmasına” karar verilmiştir.
Şikayetçi borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda, takipte faiz hesaplaması yanlış yapıldığından ve davanın asıl yükümlüsünün TMSF olduğundan bahisle takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda şikayetin kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün 2014/11954 esas sayılı dosyasında düzenlenen icra emrinde talep edilen 122.540,24 USD işlemiş faizin, 93.621,76 USD olarak düzeltilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm borçlu vekili, ihbar olunan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un, 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesinde; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, Devlet Bankaları'nın o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na bildirmek zorundadırlar. Bildirilen bu oranlar bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranlar olup, fiilen uyguladıkları oranlar ile farklılık gösterebilmektedir.
Somut olayda, Mahkemece anılan yasal düzenleme kapsamında kamu bankalarından faiz oranlarının sorulmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; TCMB'na bildirilen faiz oranlarına göre hesap yapıldığı anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkemece, ilam ve Yasa maddesi nazara alınarak, Devlet bankalarının takip konusu yabancı paraya fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarının, ilgili bankalar genel müdürlüklerinden sorularak tespiti ile bu oranlar esas alınarak faiz hesabı yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken, bilirkişinin TCMB'na bildirilen faiz oranlarına göre yaptığı hesaplama kabul edilerek hüküm tesisi isabetsizdir
SONUÇ: Taraf vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 20.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy