MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Borçlu vekili, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; takip dayanağı ilamda hükmedilen alacak faiz alacağı olmasına rağmen müvekkili aleyhine başlatılan ilama dayalı takipte alacaklı tarafça faiz talebinde bulunulduğunu, faize faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek takibin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece, müstakil ilamla faiz alacağının bir anapara (kapital) alacağa dönüştüğü, alacaklı tarafından karar tarihi ile takip tarihi arasında asıl alacağa yasal faiz talep edildiği, takibin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Takibe dayanak Kocaeli 5. İş Mahkemesi'nin 31.10.2013 tarih 2011/52 Esas 2013/462 Karar sayılı ilamı incelendiğinde "...Davacının fark aylıklarının toplu olarak ödendiği tarihe kadar hesaplanan 10.716,70 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verildiği görülmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121/2. maddesinde faize faiz yürütülemeyeceği düzenlendiği gibi, 3095 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği, bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun ticari işlerde oran serbestisini ve bileşik faizi düzenleyen “Ticari İşlerde Faiz” başlıklı 8. maddesinin 2. bendinde, üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin ana paraya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerli olduğu, bu fıkranın sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmayacağı, düzenlenmiştir.
Somut olayda, takip dayanağı ilamda TTK. 8. maddesinde yer verilen faize faiz yürütülecek alacak söz konusu değildir. İlamda açıkça faiz alacağı olarak belirlenen miktar için faiz istemi yasaya aykırıdır.
O halde, faize yönelik şikayetin yukarıda belirtilen ilkeler ışığında değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, yazılı şekilde takip dayanağı ilamdaki faiz alacağının anaparaya dönüştüğü kabulü ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy