MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, müvekkili Bankanın mülkiyetinde bulunan 242 top yeraltı içme suyu borularına haciz konulduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece,takip borçlusu şirket tarafından tesis inşaatında kullanılmak üzere içme suyu borularının şantiye alanına getirildiği, bilahare burada ihzarat tutanağı tanzim edilerek 1 ve 2 nolu hakedişlerle içme suyu boru bedellerinin idare tarafından ödendiği,ihzarat malzemelerinin imalata giren miktar kadar azaldığı, bu durumun da 3 ve 4 nolu hakedişlerde belirtildiği,söz konusu kamu hizmeti diğer bir deyişle, Çınarcık İçme Suyu İnşaatı dava tarihinden önce fesh edildiğinden idarenin malı olan bu ihzarat malzemelerinin ilgili belediyeye, daha sonra yapım işini üstlenecek yükleniciye verilmek üzere yediemin olarak teslim edildiği,ihzarata alınan ve bedeli ödenen malzemelerin yedieminde olduğu için yüklenicinin şantiyesinde bulunmasının doğal olduğu,nitekim haciz adresinin bu şartlar altında mahcuzları elinde bulunduran firmanın şantiye adresiyle aynı olduğu,dosya kapsamı,yeterli ve bilimsel gerekçeli olduğu için hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca davaya konu edilen ve takip borçlusu şirketin şantiye adresinde haczedilen 242 top içme suyu borularının takip borçlusu tarafa ait olmadığı kanaatine varılmakla davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 16.03.2015 tarihli ek karar ile, temyiz başvurusunun süresinde olmadığından bahisle reddine karar verilmiş, bu kez ek karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkin olup, anılan Kanun'un 97. maddesinin 11. fıkrası uyarınca basit yargılama usulune tabidir.
Basit yargılama usulüne tabi yargılamalara ilişkin olarak 6100 sayılı HMK.nun “Hüküm” başlıklı 321. maddesinde aynen;
(1) Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
(2) Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.”hükmü düzenlenmiştir.
321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar” dan kastedilen HMK.nun 297. maddesindeki unsurlardır.
Buna göre; mahkeme, tahkikatın tamamlanmasından sonra, tarafların son beyanlarını almalı ve yargılamanın sona erdiğini bildirdikten sonra hükmü tefhim etmelidir. Kural olarak, mahkemece kararın tefhiminde hükme ilişkin tüm hususlar açıklanmalıdır.
HMK 322. maddesi atfı ile uygulanmakta olan HMK.nun 297. maddesinde hükmün kapsamı açık bir şekilde düzenlenmiştir. Buna göre; mahkeme, gerekçesi ile birlikte tefhim ettiği hükümde taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi gereklidir. Bu kanunun getirdiği bir zorunluluktur. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli karar en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılmalıdır. Bir diğer deyişle HMK.nun 321.maddesinde belirtilen şekilde hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte tefhim edilemediği hallerde gerekçeli kararın mutlaka taraflara tebliğ edilmesi gereklidir.
2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 363/1. maddesi uyarınca icra hukuk mahkemelerince verilecek kararların temyiz süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 10 gündür. Maddedeki “tefhim” kavramının "hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklandığı hal" olarak anlaşılması zorunludur. Bu nedenle, yukarıda açıklanan nitelikte bir tefhim varsa temyiz süresi tefhim tarihinden itibaren, aksi halde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulun'un konuyla ilgili içtihatı da bu yöndedir. (21.01.2015 tarih, 2014/9-1438 Esas, 2015/580 K. sayılı karar) Usul hukukunda yer almamakla birlikte uygulamada, tefhimden sonra temyiz süre tutum dilekçesi veya kararın tebliğinden sonra gerekçeli temyiz dilekçesi sunmak suretiyle kararın temyiz edildiği hallerde, kararın gerekçesini dikkate alarak yeni temyiz gerekçelerine dayanılması mümkün olduğundan, gerekçeli kararın bu hallerde de taraflara tebliği gerekir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de gerekçeli kararın tebliğinin temyiz hakkının etkili şekilde kullanılması bakımından gerekli olduğunu, bu yükümlülük getirilmeden kararın kesinleştirilmesini hak ihlali olarak kabul etmiştir (Anayasa Mahkemesi (İkinci Bölüm) 20.03.2014 gün ve 2012/1034 Başvuru).
Temyize konu olayda, 30.12.2014 tarihli tefhimin yukarıda açıklanan nitelikte bir tefhim olduğundan bahsedilemez. Ayrıca gerekçeli kararın temyiz edene tebliğinin de yapılmadığı dikkate alındığında temyiz isteminin reddine dair ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu söylenemez. Bu sebeple, Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 16.03.2015 tarih ve 2014/685 Esas, 2014/874 Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararın kaldırılmasına karar verilerek;davalı alacaklı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi.
Temyiz harcının kaynağı, 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK'nun 434/2 maddesi ve 10.05.1965 tarih 1965/1-1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararıdır. Bu İçtihadı Birleştirme Kurulu kararına göre, temyiz yoluna başvurmada maktu ilam harcının tamamının ya da nispi ilam harcının 1/4'nün peşin olarak alınması gerekir. Kabul ile sonuçlanan davada hükmü temyiz eden davalı alacaklının maktu temyiz karar harcını yatırmakla yetindiği anlaşıldığından, nispi harca tabi davalarda hükmü temyiz eden davalının, Mahkemece hüküm altına alınan karar ve ilam harcının dörtte birini peşin olarak yatırması gerektiğinden 25.01.1985 gün 5/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK'nun 434/3. maddesi gereğince, temyiz karar harcını tamamlaması için adına muhtıra çıkarılması, verilecek 7 günlük kesin süre içerisinde temyiz karar harcını tamamlaması aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususunun muhtırada belirtilmesi, verilen kesin süre içinde temyiz harcının tamamlanmaması halinde Mahkemece başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verileceği konusunda aynı biçimde muhtırada uyarı yapılması, tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük kesin sürenin dolmasının beklenmesi, verilen kesin süre içinde harcın tamamlanması halinde dosyanın temyiz incelemesi için gönderilmesi, tamamlanmaması halinde ise, Mahkemece, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilerek, yedi günlük temyiz süresinin beklenilmesi anılan kararın temyizi halinde Kayseri 5. İcra Müdürlünün 2014/8587 esas sayılı takip dosyasındaki ödeme emrinin borçluya tebliğine ilişkin,11.07.2014 tarihli 103 davet kağıdının takip borçlusuna tebliğine ilişkin,yine 23.07.2014 tarihli müdürlük kararı uyarınca takip borçlusu ve takip alacaklısına çıkarılmasına karar verilen istihkak iddiası bildirim varakasının tebliğine ilişkin tebligat parçalarının okunaklı örneklerinin bulunduğu yerden temin edilip eklenmesinden sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahal mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 19.09.2017 oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy