MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu, 13 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın 2.ve 3.katlarının vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, söz konusu binanın 2.ve 3.katlarının vekil edenine aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, davaya konu taşınmazın kök muris Yılmaz Gürsoy'dan intikal ettiğini, taşınmaz üzerindeki yapının da muris tarafından yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “Davacı taraf tanıklarınca, muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin beyan edildiği, davalı tanıklarınca ise aksi yönde bir beyanda bulunulmadığı” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm, davalılardan ... ve ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, Muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
Mahkemece her ne kadar yazılı gerekçe ile, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu gerekçesine katılma imkanı bulunmamaktadır.
Zira; Muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin davalarda; Mahkemece araştırılması gereken husus muhdesatın kim tarafından, hangi gelirlerle, kimin adına ve hesabına yaptırıldığıdır. Toplanan deliller ve dosya kapsamından, dinlenen tanık beyanlarından, dava konusu binanın murisin sağlığında yapıldığı, davacının muris ile birlikte çalıştığı anlaşılmakta olup, dinlenen davacı tanık beyanları ise, yapının 2.ve 3. katının yalnızca davacının emek ve gelirleri ile yapıldığını duraksamasız olarak ispatlayacak nitelikte değildir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.