MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : ... vd.
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, hacze konu mahcuzların borçluya ait olduğunu, üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, hacze konu mahcuzların müvekkil şirkete ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, ödeme emrinin haciz yapılan adreste tebliğ edilmiş olmasının iş yerinin davalı borçluya ait olduğunu göstermeyeceği, zira haciz yapılan adresteki iş yerinin daha önceki bir tarihte davalı üçüncü kişi adına vergi kaydı çıkarılmak üzere kaydedildiği, haciz adresinin borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresinden farklı olduğu, borçlu şirketin haciz tarihi itibariyle tüzel kişiliğinin kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dava konusu 21.8.2008 tarihli haczin borçlu şirketin önceki faaliyet adresinde yapıldığı, davaya konu hacizle aynı yerde yapılan 4.8.2008 tarihli haciz işlemi sırasında hazır bulunan davalı üçüncü kişinin, davacı alacaklının önceki işyerlerinde yanlarında çalıştığını beyan ettiği, borçlu ile üçüncü kişinin aynı iş kolunda ve farklı zamanlarda aynı adreslerde ticari faaliyette bulunmuş olmaları, haciz tarihi itibari ile feshedilmiş olsa dahi, davalı üçüncü kişinin borçlu şirketin hakim ortağı olduğu, davalı üçüncü kişinin borçlu şirketin kullandığı Kaptan Spor ünvanını kullanmaya devam ettiği, borçlu şirketin feshedilmesinden sonra davalı üçüncü kişi ile eşinin ortağı olduğu ... Spor Malz. Tic. San. Paz. Ltd. Şti'nin haciz adresinde kurulduğu, borçlu şirket ile üçüncü kişi arasında hukuki ve organik bağın bulunduğu, bu itibarla İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olup, davanın İİK m. 99 gereğince alacaklı tarafından açılmasının ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı üçüncü kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekmektedir.
Davalı üçüncü kişinin dayandığı, borcun doğumundan sonraki tarihleri taşıyan ve ayırt edici özellikleri bulunmayan faturalar ve haczin yapıldığı yere ilişkin sunulan adi nitelikteki kira sözleşmesi her zaman temini ve düzenlenmesi mümkün nitelikteki belgelerden olup, yasal mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli olduğundan söz edilemez.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy