MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davacının katkısıyla edinilen davalı adına kayıtlı iki adet taşınmaz yönunden tapu kayıtlarının 1/2 iptali ile davacı adına tescilini veya fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 60.000,00 TL'nin tahsilini talep etmişlerdir.
Davalı ... vekili, davacının ev hanımı olduğu ve malvarlığının edinilmesinde hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yapılan temyiz itirazı üzerine Daire 10.12.2012 gün 2012/3263-12055 sayılı karar ile"Dava; 743 sayılı TKM.nun 170.maddesi uyarınca katkı payı alacağı isteğine ilişkindir. Mahkemece kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi ulaşılan sonuç da dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Mahkemece yapılacak iş; davacının babasının 232 parsel üzerindeki binanın yapılmasına ne şekilde katkıda bulunduğunun (para, işgücü ve malzeme vb.) usulüne uygun olarak araştırılması, davacının babası tarafından sağlanan yardımın davacının kişisel malı olduğunun düşünülmesi, davacının sürekli olarak ev işlerine giderek gelir elde ettiği belirtilmekle, günlük, haftalık veya aylık olarak kaç gün süreyle bu tür işlerde çalıştığı ve ortalama ne kadar gelir elde ettiğinin saptanması, davacının ziynet eşyalarını satmak suretiyle Derekenarı mevkisinde bulunan taşınmazın alınmasına ne ölçüde katkı sağladığı ile bu amaçla; tarafların gelirlerinin araştırılması, iddia ve savunmalar dikkate alınarak tarafların her birinin ayrı ayrı binanın yapıldığı ve taşınmazın alındığı tarihe kadarki toplam gelirinden tarafların sosyal statüleri ile konumlarına göre yapabilecekleri kişisel harcamaları ile kocanın 743 sayılı TKM.nun 152. maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıktıktan sonra yapabilecekleri tasarruf miktarının ne olacağının belirlenmesi için konunun uzmanı bilirkişiden rapor alınması, tarafların elde ettikleri gelirle sağlayabilecekleri katkı miktarının ayrı ayrı saptanması, daha sonra toplam tasarruf miktarı karşısında davacı eşin katkı oranının bulunması, bulunan bu oranın dava konusu mal varlığının dava tarihindeki değeri ile çarpılarak varsa katkı payı alacağının tespit edilmesi, somut olayda hakkaniyet ilkeleri ve fedakarlığın denkleştirilmesi için TMK.nun 227, BK.nun 42 ve 43. maddelerinin uygulanmasının düşünülmesi, böylece hak ve adalet duygusunun tatmininin sağlanması bakımından toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacının katkı payı alacağı konusunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan; davacı dava dilekçesinde “...her türlü ...” kanıt demekle yemin deliline de dayandığının kabulü gerekmektedir. TC. Anayasasının 36. maddesinde, herkes meşru vasıta ve yollarla mahkemelerde iddia ve savunma hakkına sahiptir. Yine TMK.nın 6.maddesine göre, iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir. Davacının iddiasını ispat bakımından yemin deliline de dayandığı anlaşıldığına göre, öncelikle davacı tarafa yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediğinin sorulması, kullanmak istediği takdirde usulüne uygun bir biçimde davalının HUMK.nun 337 (HMK.nun 227.m. vd) maddesi gereğince davet edilmesi ve HMK.nın yemine ilişkin hükümleri dikkate alınarak usulüne uygun bir biçimde davalının yeminli beyanının alınması ve elde edilecek sonuca göre ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece bu gerekliliğe uyulmadan yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, davacının evliliğin ilk yıllarından beri haftanın hergünü gündelik işinde çalıştığı iddia edilmekle, davacının düzenli olarak haftanın her günü gündelik işlerde çalıştığının ispatlanamadığı, kadınların günümüze göre iş hayatında daha az yer aldıkları 1980'li ve 1990'lı yıllarda, orta büyüklükte bir ilçede her gün gündelik işi bulmanın ve bu iş karşılığında aylık düzenli gelir elde etmenin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacının bu taşınmazların edinilmesinde para yada parayla ifade edilebilecek ekonomik değerle katkısının bulunduğunu somut delillerle ispatlanamadığı, Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda dava tarihi olan 2008 yılı itibariyle, tarafların aylık kazançlarının eşit olduğundan bahisle hesaplama yapıldığı, düzenlenen raporlar hükme esas alınmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, dava konusu edilen 232 parsele kayıtlı taşınmaz yönünden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de gerekçe dosya kapsamına uygun değildir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, davacı ve davalı tarafın tanıklarının beyanlarından davacının 232 parsel sayılı taşınmaz alınırken ve üzerindeki bina yapılırken temizlik işlerine gitmek suretiyle düzenli ve sürekli gelir elde ettiği sabit olup, 232 parselde davalı erkek adına kayıtlı hisse yönünden taşınmaz alımına ve binanın yapımına davacının bir miktar katkısının olduğunun kabulü gerekmektedir. Ne var ki dosya kapsamında eşlerin taşınmazın edinilmesine katkı oranlarını belirleyecek yeterli veri olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılması gereken TMK 4. ve TBK 50. Madde uyarınca, hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir edilerek, bu oranın davalı erkeğin taşınmazdaki hissesinin dava tarihi itibariyle değeri ile çarpılarak bulunacak miktar yönünden talep miktarıda gözetilerek kabule karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine,taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy