MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, evlilik birliği içinde davacının kazancını davalının banka hesaplarında sakladığını, borçların ödenmesi amacı ile davacının annesi tarafından davacıya bir daire hediye edildiğini ancak bu dairenin davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı 13523 ada 11 parselde bulunan 27 numaralı bağımsız bölümün davacı adına tesciline veya katılma alacağının hesaplanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesi ile banka hesaplarında bulunan mevduatlara davacı tarafından yapılan katkının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, davacının evlilik birliğinin devamı sırasında gelir getirici bir iş sahibi olmadığını, evin ihtiyaçlarını davalının karşıladığını, yıllarca davacının borçlarını davalının ödediğini, davacının taleplerinin haklı olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı adına hesaplarda para olmadığı, dava konusu taşınmazın davacının annesi tarafından davalıya, sürekli davacının borçlarını ödemesi dolayısıyla minnet borcu olarak verildiği, her ne kadar tapuda satış yapılmış gözüküyor ise de taşınmaz karşılığı davacının annesine bir ödeme yapılmadığı, davacıya taşınmazın bağışlandığı, şahsa yapılan bağışlamaların edinilmiş mal kapsamında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK 33. m). iddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden(TMK 229.m) ve denkleştirmeden(TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının(TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin(TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır(TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır(TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir(TMK 222. m).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 07.10.1991 tarihinde evlenmiş, 30.12.2008 tarihinde açılan ...... davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi ...... davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir(TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı(743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu mal, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 05.03.2008 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m).
Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin 13523 ada 11 parselde bulunan 27 numaralı bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu 13523 ada 11 parselde bulunan 27 numaralı bağımsız bölümün eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 05.03.2008 tarihinde satın alındığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece anılan taşınmazın edinilmiş mal olduğu gözönünde bulundurularak karar verilmesi gerekirken iddia ve savunmada ileri sürülmeyen hususlar gerekçe yapılarak yazılı şekilde sonuca gidimesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK'nin 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy