MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili; 30.06.2014 tarihli haciz esnasında borçlu şirkete ait menkullerin haczedildiğini öne sürerek, üçüncü şahsın istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 3. kişi ile borçlu şirketin adreslerinin farklı olduğu,faaliyet alanlarının benzer olmadığı, mahcuzların 3. kişinin usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde demirbaş olarak kayıtlı olduğu, 3. kişi lehine olan karinenin aksinin davacı alacaklı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nin 99.vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1-Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, dava konusu 30.06.2014 tarihinde yapılan haciz sırasında 3. kişi ... yararına istihkak iddiasında bulunan annesinin üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir.Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır.
O halde davacı alacaklının İİK'nin 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK'nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi doğru değil ise de;bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, HUMK'nin 438/7. maddesi uyarınca, hükmün gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilip kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan ...... Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesinde: "... (2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı ...... ücretine hükmolunur...” düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan hüküm ve yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi yararına hükmedilebilecek vekâlet ücreti 500,00.-TL’sini geçmemelidir. Bu durumda; Mahkemece, davalı 3. kişi yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nin ek geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nin 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ:Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple, hükmün 4. paragrafında yer alan "6.900,00 TL nispi…" ibaresinin çıkartılarak yerine "500,00.-TL maktu…" ibaresinin yazılmasına, bu bölümünün, düzeltilen bu şekli ile, gerekçesinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple düzeltilen şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy