MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve duruşma talepli olarak davalılar vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl dosyada, davacı vekili, tarafların 4693 ada 24 parsel sayılı taşınmazın maliki olduklarını, dava konusu parselle ilgili ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1998/818 Esas 2010/808 Karar sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açılıp sonuçlandığını, yargılama sırasında muhdesatların aidiyetinin kime ait olduğunun tespit edilmediğini ve bu taşınmazın ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/14 Esas sayılı dosyasında satışının istendiğini, yine ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/1233 Esas 2012/53 Karar sayılı dosyasında da kıymet takdirine itiraz ve muhtesatların aidiyeti tespiti talebinin reddedildiğini, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların vekil edenine ait olduğunu, buna rağmen satış aşamasında davalılara muhtesatlardan dolayı 143,263,00 TL ödeme yapıldığını ve davalıların sebepsiz zenginleştiklerini belirterek 143.651,00 TL'nin davalılardan hisseleri oranında tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosyada, davacı vekili, muris ... mirasçılarına karşı açtığı davada, asıl dosyadaki aynı taleplerle, 9.308,00 TL nin satış dosyasından davalılara ödeme yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan hisseleri oranında tahsiline karar verilmesini istemiştir. 12.02.2014 havale tarihli dilekçesi ile, birleşen dosyada 9.308,00 TL olan dava değerini 14.653,56 TL artırarak 23.961,56 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili asıl ve birleşen dosyada, davacının ortaklığın gidermesi davası sırasında muhtesatların kendisine ait olduğu yönünde herhangi bir beyanda bulunmadığını, ortaklığın giderilmesi dosyasının satış aşamasına geldiğinde davacının kıymet takdirine itiraz ettiğini, aidiyet iddiasında bulunduğunu ve davacının açmış olduğu davanın reddedildiğini belirterek ihale yapılıp paraların paylaşılması aşamasında açılan bu davanın iyi niyetli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalılara muhtesat bedeli olarak fazladan yapılan ve davalıların sebepsiz zenginleşmiş oldukları miktar 143.154,41 TL olduğundan bu bedelin davalı tarafça davacıya ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir kayıt ve belge ibraz edilmediğinden bu miktar üzerinden davacının davasının kabulüne karar verilmiş, fazlaya ilişkin talebi reddedilmiş, faiz alacağına ilişkin ıslah harcı yatırılmadığından dava değeri yönünden ıslah harcı yatırıldığından davacının faiz talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar vekilinin tüm, davacı vekinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2)Davacı vekilinin faize ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece faiz alacağına ilişkin ıslah harcı yatırılmadığından dava değeri yönünden ıslah harcı yatırıldığından faiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı yoktur. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış ise de, 12.02.2015 havale tarihli dilekçesinde, birleşen davasını ıslah ederek, asıl ve birleşen dava değerini toplamda 143.236,00 TL olarak belirleyip, satış dosyasında davalılara ödeme yapılan tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tapudaki hisseleri oranında bütün davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yine, davacılar vekili birleşen dosyada, dava dilekçesinde 9.308,00 TL nin satış tarihinden itibaren davalılardan tapudaki hisseleri oranında tahsiline karar verilmesini istemiştir. O halde, mahkemece, birleşen dosyada dava dilekçesinde talep edilen 9.308,00 TL üzerinden kalan miktar için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davacının faiz talebi hakkında hüküm fıkrasında olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin faiz talebine ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nın 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 2.444,71 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 7.334,16 TL'nin davalılardan alınmasına, 05.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy