MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil, Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, davacının kardeşi dava dışı Ünal ile birlikte satın aldıkları ancak tapuda kayden sadece davacı adına gözüken taşınmazın, davacının almış olduğu borç nedeniyle teminat amaçlı dava dışı Yakup'a tapuda devredildiğini, borç ödendikten sonra ise yine başkaca borçların varlığı sebebiyle taşınmazın davacı yerine davalı kadın adına tapuda tescil edildiğini izah ederek söz konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının 1/2 hisse iptali ile davacı adına tescili, bu talep yerinde görülmediği takdirde değerinin yarısının faiziyle tahsili talep edilmiştir.
Davalı ... vekili, usul yönünden zamanaşımı süresininin geçtiğini, esasa yönelik ise taşınmazın davalının babasının yardımı, akrabalardan alınan altın borç ve davalının geliri ile satın aldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Bozma öncesi yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, TMK.'nun 178. Maddesi gereğince evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağından ve davalı tarafından süresinde zamanaşımı definde bulunduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yapılan temyiz itirazı üzerine Dairenin 2013/3389 esas ve 2013/6473 karar sayılı ilamıyla; tarafların boşanma kararının kesinleştiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz geçmediği, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu izah edilerek toplanan ve toplanacak tüm delillerin, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi için karar bozmaya sevk edilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; dosya kapsamı, tanık beyanlarından davaya konu taşınmazın arazisinin davacı tarafından tefeciye devredildiği, tefeciye arazi için davalı tarafından bedel ödendiği, arazinin üzerine yapılan evin ve ahırın davalı tarafından yapıldığının sabit olduğu, bu nedenle davacının taşınmazın arazisi, üzerine yapılan ev ve ahırda katılma alacağının olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde katılma alacak isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; taraflar, 15.06.1987 tarihinde evlenmiş, 29.06.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 09.01.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 149 parsel, taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 02.10.1990 tarihinde satın alınarak davacı erkek adına tescil edilmiştir. 04.03.2004 tarihinde satış yolu ile dava dışı Yakup adına tapuda devredilen taşınmaz, 03.11.2004 tarihinde bu kez davalı kadın adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de bu görüşe katılmak mümkün değildir. Tasfiyeye konu edilen taşınmazın alınan borç paranın teminatı için üçüncü şahsa davacı tarafından devredildiği, ve borç paranın davalı tarafça ödenerek taşınmazın adına devrini sağladığı dosya kapsamından sabittir. Edinme tarihi itibariyle taşınmaz davalı kadının edinilmiş malı olup, aksini ispat yükü davalı tarafa aittir. Dosya kapsamındaki beyanlardan davacının tapuyu devrettiği dava dışı Yakup'a olan borcun miktarı
belirlenemediğine göre, davalının taşınmazın değerinin tamamı kadar borcu ödediğinin kabulü gerekir. Her ne kadar davalı tarafça, ödenen bedelin bir kısmının akrabalardan alınan para ve altın ile karşılandığı savunulmuş ve bu yönde bir kısım davalı tanıkları da beyanda bulunmuş ise de söz konusu ifadeler soyut nitelikte olup sair deliller ile desteklenmediğinden itibar edilmemelidir. Buna göre taşınmazın bedelinin davalının edinilmiş mallarından karşılandığının kabulü ile davacı lehine katılma alacağı hesaplanmalıdır.
Davacının katılma alacağı hesaplanırken; dava konusu taşınmaz üzerinde iki adet iki katlı ev ve iki adet ahır bulunduğu, bu yapılardan dosyadan dava dışı kardeş Ünal tarafından yaptırıldığı anlaşılan ahır ve iki katlı ev yönünden ... 2. Asliye hukuk Mahkemesi 2010/296 esas ve 2011/235 karar sayılı dosya kapsamında davalı ...'ın Ünal'a ödemesine hükmedilen meblağın taşınmazın borcu olarak davalı lehine gözetilmesi gerekmektedir.
Bunun yanı sıra, dava konusu taşınmazın üzerindeki davalı ve ailesinin yaşadığı diğer iki katlı evin, ikinci katının boşanmadan sonra davalı kadın tarafından yaptırıldığı yönünde davacı tarafın tanıklarının da beyanı olduğu dikkate alınarak yeniden taraf tanıkları dinlenip bu ikinci katın mal rejimi devam ederken yaptırılıp yaptırılmadığı, söz konusu yapının mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi tibariyle durumu netleştirilmelidir.
Mahkemece, yukarıda izah edilen ilke ve esaslara uygun şekilde davacının katılma alacağı hesaplanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.480,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalı ...'dan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı ...'ya verilmesine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy