MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesatın Tespiti
... ile ... ve müşterekleri ve birleşen dosya davalıları ... ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 17.12.2013 gün ve 309/978 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi birleşen dosya davalıları Ahmet Kemal ve müşterekleri vekili ve davalı ... vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, dava konusu 456 ada 3 parsel üzerindeki 3 katlı binanın vekil edenine ait olduğunu ileri sürerek muhdesatın tespitini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne, dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın davacı tarafından yaptırıldığının tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; muhdesat tespiti isteğine ilişkindir.
1-Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında işin esası yönünden bir isabetsizlik bulunmadığından aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Diğer temyiz itirazlarına gelince;
2-Mahkemece hükmün 1. bendinde muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazın ada ve parsel numarasının belirtilmediği, bu hali ile hükmün 1. bendinin infazında duraksama bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemelerin bir görevi de; anlaşılır, infaza elverişli tereddüte mahal bırakmayacak açık, somut ve hiçbir duraksamaya mahal bırakmayacak biçimde anlaşılır kararlar vermek olmalıdır. Bu husus yargıda açıklık ve netlik prensibine aykırıdır. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmesi yoluna gidilmiştir. Bundan ayrı; dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 456 ada 3 parsel sayılı taşınmaz davacı ile davalılar murisi adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlıdır. Davanın değeri ise muhdesatın davalıların paylarına isabet eden değeridir (zemin bedeli hariç). Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcı ile aynı şekilde 6100
sayılı HMK'nun 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden her bir davalının tapu kaydındaki payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken; temyiz eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrası 1. bentteki “....dava konusu...” sözlerinden sonra gelmek üzere "456 ada 3 parsel sayılı" yazılmasına; iki, üç, dört nolu bentlerdeki "davalılardan müşterek ve müteselsilen" tümcesinin hükümden çıkartılarak yerine "davalıların tapu kaydındaki payları oranında" tümcesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7 maddesi uyarınca ONANMASINA; davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen sebeple reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine ve 1.525,00 TL peşin harcın istem halinde temyiz eden Ahmet Kemal ve müştereklerine iadesine ve 1.525,00 TL peşin harcın da istek halinde temyiz eden daval Süheyla Osmanpaşaoğlu'na iadesine, 10.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.