MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 29.02.2016 gün ve 2015/13806 Esas, 2016/3549 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı 3. kişi vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, 10.11.2014 tarihinde, “... Mah. 331 Sok. No. .../ ...” adresine hacze gidildiğini, haciz mahallinde tesis yöneticisi olduğunu beyan eden ... ..., gelinen adresin borçlu şirkete ait olmadığını, adreste bulunan tüm malların ... Koleji'ne ait olduğunu iddia ettiğini, İİK'nun 99. maddesine göre haciz yapıldığını, alacaklı vekiline dava açmak üzere 7 günlük süre verildiğini, ... . Noterliğinin 27 Aralık 2013 tarih ve 38416 yevmiye numaralı Devir Senedi'nin 3. maddesi kapsamında demirbaşları dahil şirketin tümüyle ... Koleji'ne devredildiğini, ayrıca sözleşmenin . maddesinde devir konusu kurumların tüm borç ve alacaklarından vadesi gelmemiş olanlar da dahil olmak üzere devir alanın da sorumlu olacağı şeklinde hüküm bulunduğunu, istihkak iddiasının yerinde olmadığını iddia ederek 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, borçlu ... Koleji Eğitim Tesisleri A.Ş.'nin müvekkili ...ye devredildiğini, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, işletme devrinden iki ay sonra doğmuş bir borçtan davalı müvekkilinin sorumlu tutulmasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, haczin yapıldığı binada daha önce faaliyet gösteren borçlu şirketin aynı konuda faaliyet gösteren 3.şahıs şirkete işletmeyi devretmesi nedeniyle, şirkete ait iş yerinde yapılan ve istihkak davasına konu edilen menkul mallar yönünden, davalı 3.şahsın da borçtan sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce hükmün onanmasına karar verilmesi üzerine 3.kişi vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. Maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Takip borçlusu ile davalı 3. kişi arasında yapılan devir işleminin muvazaalı olduğu iddiası mevcut değildir.
Bilindiği üzere, İcra ve iflas hukuku, alacaklının, Devlet kuvveti yardımı ile alacağına nasıl kavuşacağını düzenleyen bir hukuk dalıdır. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinin başlangıcından sonuçlanmasına kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir. İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. İcra mahkemeleri, uyuşmazlıkları İcra İflas Kanunu ve genel anlamda takip hukuku çerçevesinde değerlendirir ve sadece icra takibinin sonuçlanmasına odaklıdır.
Her ne kadar istihkak davalarına umumi hükümler dairesinde bakılıp her türlü delil ileri sürülebilir ise de; istihkak davalarında amacın hacizli mal üzerinde üçüncü kişinin iddia ettiği hakkın, maddi hukuka göre mevcut olup olmadığının tespit edilmesi değildir. Aksine davanın amacı, haczedilen belli bir mal üzerinde cebri icranın cereyan edip etmeyeceğinin belirlenmesidir. Yani İstihkak davası sadece takip hukuku alanında ve derdest somut icra takibi bakımından sonuç doğurabilir. Bu nedenle dava sonunda verilen karar da yalnız derdest takip bakımından kesin hüküm teşkil edebilir. Söz konusu karar başka bir takip bakımından kesin hüküm teşkil etmez. (Hacizde istihkak davası ...) Öte yandan; İİK'nun 97/son maddesine göre istihkak davaları süratle ve diğer davalardan önce karara bağlanması gerekir.
Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir.
Ayrıca; İİK'nun 44. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir.
Bu bilgilere göre, temyize konu olayda taraflar arasında danışıklı işlem olduğu iddia edilmemiştir. Davalılar arasında devir ilişkisinin bulunduğu ihtilaflı değil ise de; Mahkemece İİK. nun 44. maddesi, TBK ve TTK hükümleri uygulanmak suretiyle davalı 3. kişinin de borçtan sorumlu olması gerektiğine dair kabulü doğru bulunmamış, davanın reddine karar vermek gerektiğinden bahisle hükmün bozulması gerekirken onanması nedeniyle, 3.kişi vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı 3.kişi vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 29.02.2016 gün ve 2015/13806 Esas, 2016/3549 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde peşin harçların düzeltme isteyene iadesine, 05.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.