MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.02.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan ...bizzat ve vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı adına satın alınan Ankara'da bir adet taşınmaz ile ...'da bir adet arsa ve bu arsa üzerine inşa edilen bina bulunduğunu, bu taşınmazların alımı ve binanın yapımının davacının kazancı ile olduğunu açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000.00 TL'sinin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...vekili, davacının malvarlığının edinilmesinde hiçbir katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından yapılan temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Daire 2012/5092-6951 sayılı karar ile dava konusu Ankara'daki kooperatife üye olmak suretiyle edinilen taşınmaz yönünden davalı erkeğin kooperatife üye olduğu tarihten tarafların fiili ayrılık tarihine kadar kooperatife yapılan ödeme olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, ...'daki arsa yönünden ise davacı lehine Dairenin yerleşmiş uygulama ve esaslarına göre katkı payı alacağı hesaplanması gerektiği açıklanarak hüküm bozulmuş, ...'daki arsanın üzerindeki bina yönünden ise temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Her iki taraf vekili tarafından yapılan karar düzeltme isteğinin ise reddine karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, Ankara’daki taşınmaz yönünden davalıya ait aracın satılarak bedeli ile taşınmazın satın alındığı, taşınmazın edinildiği tarih itibariyle davalının kişisel malı olduğu. 25/03/1992 tarihi ile Kasım 1993 tarihleri arasında bilirkişi tarafından yapılan incelemeye göre kooperatife meskenin edinimi için yapılmış aidat ödemesinin olmadığı, buna göre bu taşınmazla ilgili davacının katkı alacağı talebinin yerinde olmadığı anlaşıldığından bu talebin reddine, ...'daki arsanın 09/09/1992 tarihinde edinildiği ve davalı adına kayıtlı olduğu, satın alındığı tarih itibariyle davalının kişisel malı olduğu, tarafların elde ettikleri gelir, davacının taşınmazın alındığı tarihe kadar satın alarak kendi adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazlar ve araçlar, davalının TKM 743 sayılı TKM 152 maddesine göre evi geçindirme yükümlülüğü, tarafların yapabilecekleri tasarruf miktarı, davacının tasarruf oranı birlikte değerlendirilerek dava konusu ...'daki arsanın alınmasına davacının BK. 50. 51 madde çerçevesinde %30 oranında katkıda bulunduğu, buna göre arsanın dava tarihindeki değeri olan 387.163.18 TL çarpılarak yapılan hesaplama sonucu 77.432.62 TL katkı alacağının olduğu kabul edilerek bu miktar itibari ile davanın kabulüne 35.000,00 TL'lik kısım dava tarihinden itibaren geriye kalan kısmı ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosya incelenmesinden davacının, dava dilekçesindeki talebinin her iki taşınmaz yönünden toplam 50.000.00 TL olduğu, bozma sonrası yapılan yargılamada 11.11.2014 tarihli celse davacı vekilinin ...'daki taşınmaz yönünden dava dilekçesindeki taleplerinin 35.000,00 TL olduğunu açıkladığı ve 09.02.2015 tarihli harcını yatırmak suretiyle sundukları ıslah dilekçesi ile ...daki taşınmaz yönünden 356.439,55 TL olarak talep miktarını arttırdıkları anlaşılmaktadır.
04.02.1948 gün ve 1944/10 Esas, 1948/3 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve ilgili Yargıtay Hukuk Daireleri'nin yerleşmiş inançları gereğince "bozmadan sonra ıslah yapılamaz" ilkesi geçerlidir. Hal böyle olunca, mahkemece bozmadan sonra ıslah olmayacağı dikkate alınarak toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları karşısında davanın açıldığı tarihte talep miktarı 35.000,00 TL olduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde ıslahla artırılan miktar değerlendirilerek hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacının tüm ve davalının diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine,
35,90 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 1.117,10 TL'nin istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve peşin harcın da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy