MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların bir kısmının 2002 yılından önce, bir kısmının 2002 yılından sonra edinildiğini, davacının eşinin işyerine giderek çalışma hayatında eşine yardımcı olmak suretiyle taşınmazların edinilmesine katkıda bulunduğunu açıklayarak, mal rejiminin tasfiyesi ile katkı payı alacağı ve katılma alacağı isteğinde bulunmuş, aynı zamanda dava dilekçesinde belirtilen ziynet eşyalarının boşanmadan sonra davacıya iade edilmediğini açıklayarak, ziynetlerin aynen iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalıya ait malvarlığı değerlerine katkı iddiasının kanıtlanamadığı, dava konusu taşınmazların 01.01.2002 tarihinden önce edinilmesi nedeniyle davacının katılma alacağının bulunmadığı, ancak dosya içine sunulan düğün fotoğrafı ve alınan bilirkişi raporuna göre, takıların düğünde takıldığı, daha sonra zaman içinde satılmak suretiyle peyder pey harcandığı, düğünde takılan takıların kadının şahsi eşyası olarak nitelendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 22 gr lık 9 adet adana burması, 1 adet 18 ayar 2 metre burma zincir, 1 adet 2,5 luk ata altın, 15 gr lık 1 adet düz bileziğin aynen, olmadığı takdirde mislen davalıdan alınarak davacıya verilmesine, katkı payı ve katılma alacağı talebine ilişkin davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin ziynet eşyalarına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de, gerekçe dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, davacı kadın boşanma davası açmak için evden ayrıldığında dava konusu edilen ziynet eşyalarının evde kaldığını ileri sürmüş, harcandığına yönelik iddiada bulunmamış, davalı koca ise düğünden sonra ziynetlerin davacıdan alınmadığını, onda kaldığını savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır.
Olayımıza gelince; yukarıda yazılı ilke ve uygulamalar, davacı kadın vekilinin boşanma dava dosyasına sunduğu cevaba cevap dilekçesindeki "...o akşam çıkan bir tartışma sonucu davalı müvekkili darp etmiş, sonra da "ben şehir dışına çıkıyorum" diyerek müvekkili babasının evine bırakmıştır. Bırakırken de boşayacağını söylemiştir. Müvekkil altınlarını istediğinde ise kabul etmemiştir. Bu bırakmadan sonra bir hafta müvekkili hiç arayıp sormamıştır. Bir hafta sonra müvekkil onun işyerine gitmiş ve görüşmüştür. Bu görüşmede davalı hatasını kabul etmiş ve müvekkile müşterek eve gitmesini söylemiştir. Müvekkil son bir umut müşterek eve gitmiş ama davalı her zamanki gibi yine eve gelmemiştir. Bundan sonra müvekkil de tamamen baba evine yerleşmiştir" şeklinde beyanları da dikkate alındığında, davacı kadın, evi son terk ettiği tarih itibariyle dava konusu ziynet eşyalarının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini dinlettiği tanıkların beyanları ile ispat edememiştir. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, bozma nedenine göre davalı vekilinin yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 8,20 TL'nin davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 07.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.