MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine, karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.02.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde eski eş (davalıların murisi) ... adına edinilen 5 adet taşınmaz yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Dava konusu 4 adet taşınmaz yönünden talep tefrik edilerek ayrı esasa kaydolunmuş, 6 parsele kayıtlı taşınmaz yönünden temyize konu dava dosyası üzerinden yapılan yargılamada Mahkeme tarafından verilen süre içinde davacı vekilinin sunduğu talep sonucu açıklama dilekçelerinde; davacının eski eşi (davalıların murisi) ... tarafından evlilik birliği içinde Alman Bankasından 30.000,00 alman markı kredi çekildiğini, bu paranın eski eşin Türkiye'deki babası dava dışı Mehmet Hanifi'ye yaşadığı ticari sıkıntılar nedeniyle borç olarak gönderildiğini, borç verilen bu para geri ödenmeyince Mehmet Hanifi tarafından borcuna karşılık olmak üzere oğluna 6 parsele kayıtlı taşınmazı devrettiğini ancak davacının hak iddia etmemesi için tapuda yapılan işlemin hibe olarak gösterildiğini, eski eş tarafından Alman bankasından çekilen kredinin taksit ödemeleri yapılmayınca bu kredinin faiziyle birlikte bankaya geri ödemesini krediye kefil olan davacının yapmak zorunda kaldığını izah ederek davacının faiziyle ödemek zorunda kaldığı banka kredisi olan 36.000,00 alman markı paranın tahsili olarak talep açıklanmıştır.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia ve davacı tanık beyanlarına göre husumetin vefat edenin anne ve babasına yöneltilmesi gerektiği, tapu ve nüfus kayıtlarına göre, dava konusu taşınmazın 1/2'sinin davacının vefat eden eski eşinin babası ... adına ve 1/2 hissenin ise vefat eden eski eşinin amcası...adına tescil tarihinin 09/07/1976 olduğu, 07/04/1980 tarihinde...adına kayıtlı 1/2 hissenin de taksim nedeniyle vefat eden eski eşinin babası ... adına tescil edilmiş olduğu, tarafların evlilik tarihinin 28/12/1986 olup, taşınmazın ... adına tescil tarihinden yaklaşık 10 yıl ve 6 yıl sonrası olduğu, tescil tarihlerinde tarafların evlenmemiş oldukları, taşınmazın 04/02/1998 tarihinde vefat eden ...'in annesi Ayişe Özdemir adına, 19/07/2002 tarihinde ise vefat eden eski eş adına hibe yoluyla tescil edildiği ve taşınmazın tarafların evlilik birliğinin kurulmasından önce edinilmiş olduğu sabit olduğundan ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacının, eski eşi ve aynı zamanda davalıların murisi olan ... adına evlilik birliği içinde Alman Bankasından çekilen krediye kefil olması nedeniyle kredi borcunu faiziyle birlikte ödediğini ileri sürerek bu ödenen paraya ilişkin alacak talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre, davacının iddiası genel hükümlere dayalı olup, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında bir talep niteliğinde değildir.
O halde, bu talep TMK 2. kitabından kaynaklanmadığından Aile Mahkemesi görevli olmayıp, uyuşmazlığın çözüm yeri 6100 sayılı HMK'nun 2.maddesi uyarınca belirlenecek Asliye Hukuk Mahkemesidir. Görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan (HMK m. 114/c) iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önünde bulundurulur (HMK m. 115/1). Mahkemece, bu talep yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Askari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy