MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, taraflar arasında düzenlenen 28.01.2011 tarihli sulhnameye dayalı olarak dava konusu 277 ada 2 ve 3, 132 ada 17, 141 ada 39, 107 ada 4, 114 ada 128, 211 ada 4, 46 ada 11, 753 ada 1, 754 ada 1, 309 ada 21 ve 51 parsel sayılı taşınmazlarda davalı adına kayıtlı hisselerin iptali ile davacılar adına kayıt ve tesciline, sulhnamede belirtilen 20.000TL tazminatın, edimlerin kısmen yerine getirilmesi nedeniyle 7000TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, muris adına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlı olan taşınmazların sulhnameye dahil olmadığını, dahil olanları devretmeye hazır olduğu halde sebesiz zenginleşme nedeni ile davanın açıldığını belirterek reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, 277 ada 2, 277 ada 3, 132 ada 17, 141 ada 39, 107 ada 4, 114 ada 128, 211 ada 4, 46 ada 11, 753 ada 1, 754 ada 1 , 309 ada 21 parsel sayılı taşınmazlarda davalı ...'a ait hisselerin iptali ile davacılar adına muris ...'a ait veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, sulhnamenin yerine getirilmesinde kusurlu bulunan davalıdan 7.000 TL nin alınarak davacılara verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın reddine dair önceki hüküm; davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 24/06/2014 tarih 2014/5364 E, 2014/13292 Karar sayılı ilamı ile "... sözleşme “Sulhname” olarak adlandırılmış ise de tüm mirasçıların katılımı ile düzenlediğine, sözleşme uyarınca davalının payına düşen bölümlerin bedeli davalıya ödenmek suretiyle davacılar tarafından sözleşme gereği edimlerin yerine getirildiğine, sözleşmeden dönüldüğü hususunda taraflarca bir açıklama yapılmadığına göre, mirasçılar arasındaki bu sulhnamenin TMK'nun 676. maddesi uyarınca miras taksim sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir. Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde çözüme ulaştırılması" gereğine işaret edilmek suretiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Mahkemece, Dairemizin yukarıda bahsi geçen 24/06/2014 tarih 2014/5364 Esas sayılı bozma ilamına uyulduğu belirtildiği halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra yapılan yargılamada; mirasçılar arasındaki sulhnamenin TMK'nun 676. maddesi uyarınca miras taksim sözleşmesi niteliğinde olduğu kabul edilerek az yukarıda parsel numaraları belirtilen taşınmazlarda davalıya isabet eden hisselerin iptali ile davacılar adına veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmiş ise de, sulhnamenin gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Davacıların davaya dayanak olarak sundukları 28.01.2011 tarihli sulhnamenin incelenmesinde; sözleşmenin 1. maddesinde "muris adına tapuda kayıtlı ... mevkiindeki yaklaşık 2 buçuk dönüm tarla mirasçılardan ...'a kalacaktır. Bunun dışında muris adına kayıtlı tüm taşınmazlar ile taşınır mallar, koyunlara karşılık diğer mirasçılar 47.000,00 TL müşterek ve müteselsil olarak borçlanmak sureti ile ...'a 15 Temmuz 2011 tarihinde ödeyeceklerdir. Bu konuda ... alacaklı olarak diğer mirasçılar borçlu olmak üzere aynı vadeli bono tanzim edilip ...'a verilecektir." hükmünün yer aldığı, yine dosya arasında mevcut 15.07.2011 tarihli protokol başlıklı belgede vadesi 15.07.2011 olan alacaklısı ...'a 47.000 TL ödendiğine dair tutanak tutulduğu belirlenmiştir. Dosya kapsamından, Mahkemece 12.07.2013 tarihinde yapılan keşifte, 46 ada 11, 753 ada 1, 754 ada 1, 309 ada 21, 277 ada 2, 277 ada 3, 132 ada 17, 141 ada 39, 107 ada 4, 114 ada 128 ve 211 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar bilirkişi eşliğinde gezildiği, keşife katılan fen ve ziraat bilirkişilerden taşınmazların sınırları, nitelikleri ve değerlerini gösteren bilirkişi raporları temin edildiği anlaşılmakta ise de, az yukarıda bahsedilen sulhanamenin 1. maddesinde davalıya bırakılacak olan taşınmazın hangi taşınmaz olduğunun belirlenmediği anlaşılmıştır. Bu hali ile taraflar arasındaki davaya konu sulhnamenin usulüne uygun şekilde uygulandığından söz etmek mümkün değildir.
O halde Mahkemece, bozma ilamına uyularak davaya dayanak olarak sunulan sulhname gereğince karar verildiğine göre,yeniden keşif yapılmak suretiyle sulhnamenin 1.maddesinde davalı tarafa bırakılan taşınmazın duraksamaya yer verilmeksizin belirlenmesi, ondan sonra tüm deliler birlikte değerlendirilerek ve sulhanmede yer alan hükümler göz önünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalının sair temyiz itirazlarının (1.) nolu bent uyarınca reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy