MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı 3. kişi vekili, Bursa 5. İcra Dairesi'nin 2013/1547 Esas sayılı icra dosyası ile müvekkili şirkete ait işyerinde 17/04/2013 ve 22/05/2013 tarihlerinde haciz yapıldığını, haciz yapılan işyerinin ve haczedilen menkullerin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, 17/04/2013 tarihinde yapılan hacizden sonra istihkak iddiasında bulunulmasına rağmen İcra Dairesince yasal prosedür uygulanmadan 22/05/2013 tarihinde ikinci hacze gelindiğini, yapılacak muhafaza işlemini önlemek amacıyla şirket yetkilisi ....'un babası ... tarafından müvekkili şirket açısından icra dosyasına 5.000,00.-TL ödendiğini, ödeme emrinin borçluya haciz adresinde tebliğ edilmediğini, yapılan iki hacizde de borçlunun adreste bulunmadığını iddia ederek, istihkak davasının kabulü ile, müvekkiline ait mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın süresinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; 22/05/2013 tarihli haczin davacının işyeri adresinde ve babası Saadettin Koç'un huzurunda yapılmış olduğu, davacı yanın bu yolla haciz işleminden haberdar olduğunun kabulü gerektiği, aksine dair bir maddi olgunun davacı yanca ileri sürülmediği, davacı yanca icra dosyası kapsamında da ileri sürülmüş istihkak iddiası da bulunmadığı, davanın 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın İİK.96/3.maddesi uyarınca hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1-İİK'nun 96 vd. maddesine göre istihkak iddiası borçlu tarafından 3.kişi lehine veya 3. kişi tarafından bizzat kendi lehine ileri sürülebileceği gibi, İİK'nun 85/2 maddesi uyarınca borçlu ile malı birlikte elinde bulunduran 3. kişiler de diğer bir 3. kişi lehine istihkak iddiasında bulunabilirler. Bu kişiler tarafından yasal sürede yapılan istihkak iddiası ile dava açma süresi kesilir. İİK'nun 97/1. maddesinde öngörülen prosedürün işletilmesi halinde icra mahkemesinin takibin devamına veya ertelenmesine ilişkin kararının 3. kişiye tefhim ya da tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde istihkak davasının açılması gerekir. Bu karar tefhim veya tebliğ edilmediği takdirde hacizli mal satılıp bedeli alacaklıya ödeninceye kadar davacı 3. kişi tarafından istihkak davası açılabilir.
Takip dosyasında 17.04.2013 ve 22.05.2013 tarihli iki adet haciz tutanağı tanzim edilmiş se de, 22.05.2013 tarihli tutanağın konusu 17.04.2013 tarihinde haczedilen malların yediemine teslimine yönelik olup, haciz 17.04.2013 tarihinde yapılmıştır. Haciz sırasında davacı 3. kişi şirketi temsile yetkili kişiler hazır olmadığı gibi 22.05.2013 tarihli tutanakta hazır olduğu belirtilen ... da şirketi temsile ve dolayısıyla istihkak iddiasında bulunmaya yetkili bir kişi değildir. Zira, geri çevirme yoluyla getirtilen ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin haciz tarihindeki ortakları .... ve ..., şirket müdürü de ....'tur. ...'un dosyadaki konumu sadece davacı 3. kişi şirketin müdürü ve hakim ortağının babası olmasıdır. Bu hal ise davacı 3. kişi şirketin yetkililerinin hacze muttali oldukları sonucunu doğurmaz.
Somut olayda; İcra müdürlüğü tarafından İİK’nun 97/1. maddesindeki yasal prosedür işletilmemiş, üçüncü kişi tarafından doğrudan dava açılmıştır ki, bunu engelleyen yasal bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu durumda Mahkemece, yasal prosedür işletilmediğinden 07.06.2013 tarihinde açılan davanın süresinde olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek toplanan deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
2-Yargıtay’ın ve Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre; takip borçlusunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise ve duruşmalara dahil edilmesi işin esasına etki etmeyecekse davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, yokluğunda alınan haciz kararlarından ve istihkak iddiasından haberdar edilmeyen,103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenemediğinden hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmesi açısından davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için davacıya süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan ve taraf teşkili sağlanmadan davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi isabetli olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy