MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACI (Alacaklı) : ...
DAVALI (Üçüncü Kişi) : ...
(Borçlu) : ...
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, haciz sırasında borçlunun yönetim odasında hazır bulunduğunu, üçüncü kişi şirket yetkilisinin borçlunun eski çalışanı olduğunu, bu nedenle haczin yapıldığı iş yerini açacak sermayesi bulunmadığını açıklayarak, davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi şirket yetkilisi iş yerinde bulunan birçok makine ve ekipmanı vadeli olarak satın aldığını ve halen borcunu ödemekte olduğunu, sektörde daha tecrübeli olan borçlunun ara sıra işyerine gelerek bilgi alışverişi yaptıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz yapılan adresin üçüncü kişiye ait olduğu ve aksinin davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dava konusu haciz, üçüncü kişinin ticaret sicilde kayıtlı iş yeri adresinde yapılmış ise de haciz adresinin aynı zamanda borçluya ödeme emri tebliğ edilen ve takip talebinde yazılı adres olması, haciz mahallinde borçlunun hazır bulunması ve borçlu adına plaketler görülmesi nazara alındığında, mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olup mülkiyet karinesinin aksinin davalı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı üçüncü kişi tarafından sunulan, isteyen her kişi adına düzenlenmesi olanaklı borcun doğumundan sonra düzenlenmiş bulunan ayırt edici özellikleri olmayan faturalar, yasal karinenin aksini ispata yeterli değildir.
Kaldı ki, üçüncü kişi şirket yetkilisi Mesut Ertem’in borçlunun kayınbiraderi olması, SGK kayıtlarına göre üçüncü kişi şirket yetkilisinin 2009-2013 yılları arasında borçlunun yanında satış temsilcisi olarak çalışması, borçlunun 2011 yılına kadar 3. kişi şirketi temsil ve ilzama yetkili olması, üçüncü kişi şirket ünvanının borçlunun soyismi ile başlaması ve dinlenen tanık beyanı nazara alındığında, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy