MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu vekili, müvekkili aleyhine yapılan icra takibi sonucunda banka hesaplarına haciz şerhi işlendiğini ve hesapları üzerine bloke konulduğunu, aynı şekilde yine aynı dosya üzerinden borçlunun taşınır taşınmaz tüm mallarına da haciz talebinde bulunulduğunu belirterek, 2004 sayılı İİK md. 82/1 ve 4081 Sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun'un 22. maddesi gereği, konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 4081 sayılı Yasa'nın 22. maddesi ''Koruma sandığının mevcudu devlet malı hükmündedir, koruma gelirleri ve koruma sandığındaki paraya haciz konulamaz'' hükmü içerdiği; buna göre, taşınmazların 4081 sayılı Yasa'nın 22. maddesi kapsamında yer almadığı belirtilerek, taşınmazların haczedilemeyeceğine ilişkin şikayetin reddine karar verilmiş ve koruma sandığındaki mevcut para devlet malı olup haczedilemeyeceğinin kabulü gerekir ise de, banka hesaplarına uygulanan haciz yönünden, haciz uygulama tarihinden itibaren geçen süre itibari ile hacizlerin kendiliğinden düştüğü anlaşıldığından borçlunun İcra Mahkemesi'ne başvuru yapmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile bu yöndeki şikayetin de reddine karar verilmiştir.
Borçlu vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değil isede;
Borçlu, İcra Müdürlüğü'nce 23.11.2011 tarihinde Ziraat Bankası Menemen Şubesindeki hesaplarına haciz işlendiğini, haczin İİK'nun 82. maddesine ve 4081 sayılı Yasa'nın 22. maddesine aykırı olarak yapıldığını bildirerek, bu haczin kaldırılmasını da istemiştir. İcra dosyasının incelenmesinde haciz konulan banka mevduatı mahkemeninde kabulünde olduğu gibi 4081 sayılı Yasa'nın 22. maddesi gereği haczedilemez ise de, haczin konulduğu 23.11.2011 tarihinden sonra İcra dosyasından anılan hesaptaki paranın dosyaya istenmesi yönünde bir işlem gerçekleştirilmediğinden haczin İİK'nun 106-110 maddeleri gereği düştüğünün kabulü de yerindedir. Ancak borçlu icra mahkemesinden haczin kaldırılması talebinde bulunmuş olup, bu talebin İİK'nun 106 ve 110. maddelerindeki
değerlendirmeyi de içerdiği (HGK'nun 25.12.2013 gün 2013/12-399-1697) gözönünde bulundurularak herne kadar İcra Müdürlüğü'nce ek karara bağlanabilir olsa da, talep icra mahkemesi önüne getirildiğinden mahkemece yapılacak iş, kendi önüne getirilen bu istemi denetleyerek dosyadaki haczin düşmüş olduğunu karara bağlamak ve bankaya haczin kaldırıldığı yönünde yazı yazılması için İcra Müdürlüğüne talimat vermekten ibarettir. Aksine düşüncelerle hukuki yarar yokluğundan istemin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle, İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 29,20 TL peşin harcın temyiz edene iadesine, 27.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy