MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı-birleşen davalı vekili ile davalı-birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı-birleşen davalı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen malvarlıkları nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuş, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Davalı-birleşen davacı ... vekili, davanın reddini savunmuş, birleşen davada dava dilekçesinde belirtilen malvarlıkları nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacının katılım alacağı olarak 77.625,00-TL'nin davalıdan tahsiline, birleşen davanın ve ıslahın kabulüne, davalının katılım alacağı olan 75.845,65-TL'nin davacıdan tahsiline, takas hükümlerinin uygulanarak 1.779,35-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı-birleşen davalı vekili ile davalı-birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı-birleşen davalı vekili ile davalı-birleşen davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı-birleşen davalı vekilinin banka hesaplarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundan hareketle, davacı-birleşen davalının ... Bank hesabında mal rejiminin sona erdiği tarihte 151.691,31-TL bulunduğu, bu miktarın 13.08.2007 tarihinde açılmış hesaptan geldiği ve edinilmiş mal niteliğinde olduğu, bu miktarın yarısı olan 78.845,65-TL'nin davalı-birleşen davacının katılma alacağı olduğu gerekçesiyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; 4721 sayılı TMK'nun "kişisel malları" düzenleyen 220.maddesinin 2. bendine göre, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri kişisel mal kabul edilir. Aynı maddenin 4. bendine göre de, kişisel malların yerine geçen değerler de kişisel mal sayılır (ikame kuralı). Bu kanuni düzenlemelere göre, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malın satışından elde edilen gelir de kişisel mal sayılır. Bundan ayrı, TMK'nun 219/4. maddesi uyarınca, kişisel malın geliri edinilmiş maldır. Bu açıklamalara göre, somut olaya bakıldığında, edinilmiş mal olarak kabul edilen 151.691,31-TL'nin kaynağının 13.08.2007 tarihinde açılan hesaba nakit olarak yatırılan 130.000,00-TL'ye dayandığı, muhtelif tarihlerde vadeli faizli mevduat açılış işlemleri ile anılan miktarın işletildiği ve neticede 151.691,31-TL'ye ulaştığı anlaşılmaktadır. Az yukarıda belirtilen kanun maddeleri uyarınca anaparaya işletilen faiz gelirlerinin edinilmiş mal olarak kabulü doğru ise de, nakit yatan 130.000,00-TL anaparanın kişisel mal mı edinilmiş mal mı olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Zira, davacı-birleşen davalı bu paranın ölen eşinden kalan ..., Merkez, ... Köyündeki 594 parsel sayılı taşınmazın satılması sonucu elde edildiğini, bu nedenle edinilmiş mal niteliğinde olmadığını açıklayarak kişisel mal savunmasında bulunmuş, anılan taşınmaz kayıtlarına delil olarak dayanmıştır. Ne var ki, mahkemece, bahsi geçen taşınmazın davacı-birleşen davalı tarafından edinme sebebi ve tarihi ile satış tarihlerini gösterir tedavüllü tapu kaydı getirtilmemiş, kişisel mal savunması üzerinde yeterince durulmamıştır. Mahkemece, bahsi geçen taşınmazın tedavüllü tapu kaydı getirtilerek taşınmazın edinme şekli ve tarihi ile satış tarihinin belirlenmesi, banka hesabına paranın yatırılış tarihi ile söz konusu taşınmazın satış tarihinin yakınlığı, öncelik-sonralık ilişkisi, yatan paranın değeri-satım değeri vs.göz önünde bulundurularak mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi itibariyle mevcut paranın kişisel mal ve edinilmiş mal kısımlarının belirlenmesi, gerekirse bu hususta konusunda uzman hesap, bankacı ve mali bilirkişiden oluşacak heyetten denetime elverişli rapor alınarak gerçekleşecek duruma göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
3-Davalı-birleşen davacı vekilinin dava konusu 8876 ada 4 parseldeki 5 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, söz konusu taşınmazın alım tarihi olan 19.12.2008 tarihi itibariyle edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olduğu, davalının kişisel malları ile alındığının kanıtlanamadığı, taşınmazın Ekim 2014 tarihi itibariyle değerinin 135.000-TL olarak belirlendiği, mahkemece hakkaniyet kurallarına uygun olarak yapılan güncelleme sonunda karar tarihi itibariyle taşınmazın değerinin 155.250,00-TL olduğu, bu miktarın yarısı olan 77.625,00-TL'nin davacı-birleşen davalının katılma alacağı olduğu gerekçesiyle bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, somut olayda eşler, 12.08.1996 tarihinde evlenmiş, 12.08.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir(TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı(743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 5 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 19.12.2008 tarihinde satın alınarak, davalı-birleşen davacı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m). Tasfiyeye konu taşınmaz edinme tarihi itibariyle davalı-birleşen davacının edinilmiş malı olup, aksini ispat yükü davalı-birleşen davacı tarafa aittir. Davalı-birleşen davacı, ilk eşinden boşandığında yüklü bir miktar tazminat aldığını, önceki eşi ile ortak yaptıkları işler sonucunda kazanımları olduğunu, ayrıca Almanya'dan iyi bir birikimle Türkiye'ye döndüğünü, bu paraları Merkez Bankası hesabına yatırdığını ve dava konusu taşınmazı bu paralarla aldığını, dolayısıyla kişisel malı olduğunu savunmuştur. Ne var ki, mahkemece davalı-birleşen davacının kişisel mal savunması üzerinde yeterince durulmamıştır. Dosya arasında bulunan davalı-birleşen davacıya ait Merkez Bankası kayıtları incelendiğinde, tarafların evlilik tarihi olan 12.08.1996 tarihinden önce ve sonra olmak üzere muhtelif tarihlerde açılan ve bu hesaplar kapatılarak veya hesaplar arası aktarım şeklinde açılan muhtelif sayıda banka hesabının olduğu, en son evlilik tarihinden sonra 15.05.2006 tarihinde 65.109,24-EURO olarak açılan banka hesabından tasfiyeye konu 5 nolu bağımsız bölümün alınmasından 1 gün önce 18.12.2008 tarihinde 37.000-EURO çekildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece söz konusu 37.000-EURO'nun kaynağının belirlenmesi, kişisel mal olup olmadığı veya ne kadarının kişisel mal olduğu üzerinde durulması, tasfiyeye konu taşınmazın edinme tarihi itibariyle değeri ile söz konusu 37.000-EURO'nun çekildiği tarihteki değerinin karşılaştırılması, gerekirse konusunda uzman hesap, bankacı ve mali bilirkişiden oluşacak heyetten denetime elverişli rapor alınarak, davalı-birleşen davacının kişisel mal savunması üzerinde durularak gerçekleşecek duruma göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı-birleşen davalı vekili ile davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) ve (3) nolu bentlerde yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı-birleşen davalı vekili ile davalı-birleşen davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy