MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 103 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bina, eklenti ve ağaçların davacılara ait olduğunun tespiti ile tapu kaydına şerh ve tescilini talep etmiştir.
Davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti ile tapu kaydına şerh ve tescil istemine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davanın muhdesatın tespiti isteğine ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı HMK’nin 120. (1086 sayılı HUMK’un 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin davanın konusu (müddeabih) davalıların paylarına isabet eden (zemin bedeli hariç) muhdesat değeri olacağı kuşkusuzdur ve belirlenen bu değer üzerinden Harçlar Kanunu'nun 26, 27, 28, 30 ve 32.maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır. (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK). Ayrıca yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcının, yargılama giderlerinin ve taraflar yararına takdir edilecek vekalet ücretlerinin iş bu müddeabih esas alınarak hesaplanması gerekir.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Somut olayda, davanın, 30.000 TL üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen teknik rapora göre harç ikmali yapılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca hükme esas alınan 04.12.2015 havale tarihli ziraat bilirkişi raporu incelendiğinde; dava konusu ağaçların tek tek yaş ve sayılarına göre değerinin belirlenmeyip net gelir hesabı yapılmış olması doğru değildir.
O halde, Mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmazlar üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi ve sayısı da belirtilerek alınacak uzman bilirkişi raporuna göre harç ikmalinin yapılması, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde HMK'nin 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden her bir davalının tapu payları/miras payları gözetilerek sorumlu tutulmaları ve infazda kuşku oluşturmayacak şekilde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.