MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 2424, 2433, 2437 ve 1526 parsellerin ortak miras bırakan ...’dan kaldığını, bu taşınmazların mirasçılar aralarında yaptıkları 25.10.1969 tarihli “hisse satışı ve borç kabul senedi” başlıklı senetle TMK'nın 677. maddesi gereğince davacıya verildiğini, ancak kadastroda buna rağmen ortak miras bırakan adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazlara ait tapu kaydının iptaliyle tamamının vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiş, 14.12.2006 tarihli dilekçe ile de 1526 parselin dava dilekçesine yanlışlıkla yazıldığını, bu parselle ilgili talepleri bulunmadığını belirtmiştir.
Davalılardan; , ..., ... ve ... tüm kardeşler arasında böyle bir sözleşme yapıldığını ve bu sözleşmeye göre herkesin kendi payına düşen yerden birer dekarı babalarının borcu karşılığında davacıya verdiğini, verilen yerin 14 dekar olup ancak davacının 14 dekardan fazla yeri adına tapulamak istediğini, bunu kabul etmediklerini, 14 dekarı verdiklerini savunmuşlar, davalılardan ... ve...ise sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olmadığını ileri sürmüşlerdir.
Bir kısım davalılar vekili, sözleşmenin geçersiz olduğunu, bir kısım mirasçının parmak izi bastığını ancak onaylanmadığını, sözleşmeye tüm mirasçıların katılmadığını, imza ve mühürlerin sıhhatinin şüpheli olup muhtarın şahit olarak imza attığını, yok hükmünde sözleşmeye dayanılamayacağını, ...ün de imzalarını inkar ettiklerini, kabul doğrultusunda verilebilecek miktarın da en fazla 14 dönüm olabileceğini, kabule karar verilecekse 2437 parselde davacı lehine verilen payı dışındaki miktarın çıkartılarak kalan miktarın 2424 ve 2433 parsellerdeki davalılar paylarına isabet eden payların iptali ve davacı payına ilave edilmesini, davacı eğer üç taşınmazdan da pay istiyorsa kendisine sorularak 2437 parselden fazla kısmın çıkartılması gerektiğini açıklayarak davacının fazla isteminin reddini savunmuştur.
Mahkemece; bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde,... Köyü 1526-2437 parsel ile ilgili verilen kararlar kesinleştiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2424 parsel sayılı taşınmazın 1250 m2'lik kısmı ile 2433 parsel sayılı taşınmazın 2000 m²'lik kısmının tapusunun iptali ile ... oğlu ... adına tapuya tesciline dair kısmen kabul ve kısmen red kararı verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Dairemizin yukarıda bahsi geçen 09/07/2013 tarih, 2013/6675 Esas ve 2013/10735 Karar sayılı bozma ilamına uyulduğu belirtildiği halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi, hükmün bu şekilde infazı da mümkün bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılması gereken iş, davacının senet sebebiyle davalılardan isteyebileceği miktarın 14.000 m2 olduğu gözetilerek daha önce mahkemece kabule karar verilen ve temyiz edilmemesi sebebiyle kesinleşen 2437 parselin toplam 10.750 m2 miktarında olduğu, davacıların bunun dışında 2424 ve 2433 parsellerden toplam 3.250 m2 daha yer isteyebileceği dikkate alınarak, her iki taşınmazların miktarlarının bu miktardan çok yüksek olmaları sebebiyle davacıya seçimlik hakkı olduğunun hatırlatılması, davacı tarafın yapacağı seçime göre ya seçilen taşınmazdan 3.250 m2 ya da her iki taşınmazdan seçime göre toplam 3.250 m2 miktarındaki davalılara ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar vermek, 2437 parselle birlikte toplam 14.000 m2 taşınmazın davacı adına tescilini sağlamak olmalıdır. Mahkemece mahallinde keşif yapılmak suretiyle taşınmazın davacı tarafın seçimlik hakkının bulunduğu kısım ve bu kısmın ifrazının kabil olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bozma yanlış değerlendirilip infazı kabil olmayan surette , yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraf vekillerinin yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının bozma sebebine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy