MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında borçlu ...'ın borcundan dolayı müvekkiline ait iş yerinde haciz yapıldığını müvekkilinin bu işyerinin devri ile ilgili 20/11/2013 tarihinde müracaat ettiğini ve yoklamasını yaptırdığını, İcra Müdürlüğü'nce durumun değerlendirilmeyerek yanlış uygulama yapıldığını iddia ederek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davanın kabulünü istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; borçlunun haciz yapılan adresle ilgisinin bulunmadığı, işyerinin davalı borçludan devir alınmadığı, istihkak iddiasında bulunan davacı 3. Kişi ile davalı borçlunun akraba olmasının muvazaanın tek başına ispatı olamayacağı, davalı borçlunun da haczedilen malları 3. Kişeye sattığını ve parasını aldığını malların davacıya ait olduğunu açıkça beyan ettiği, işyeri devrinin olmadığı durumlarda devralanın devredenle birlikte borçtan müteselsilen sorumluluğunun söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz esnasında borçlu ... hazır bulunmuş olup, dava açması için 3. kişiye süre verilmesine dair İcra Hukuk Mahkemesi kararı dahi borçlu tarafından haciz yapılan adreste tebellüğ edilmiştir. Buna göre somut olayda İİK'nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan üçüncü kişi karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir.
Davacı 3. kişinin iddiasına dayanak yaptığı ve dava dosyasına sunduğu faturalar ve vergi levhası gibi belgeler düzenlenmesi her zaman mümkün belgelerden olup istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmez. Ezcümle, davacı 3. kişi dayandığı deliller ile alacaklı-borçlu lehine olan karinenin aksini ispat edememiştir.
Yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında; eldeki davada mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına bulunduğu, davada ispat yükünün davacı 3. kişide bulunduğu ve anılan tarafın dava dosyasına sunmuş olduğu deliller ile istihkak iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı alacaklı yararına İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 276,39 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.