MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlar ve araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 19.272-TL katılma alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin dava konusu 187 ada 17 parseldeki 3 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Eşler, 01.09.2001 tarihinde evlenmiş, 22.04.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir(TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu 187 ada 17 parseldeki 3 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 07.03.2007 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiş, boşanma dava tarihinden 5 gün önce 17.04.2013 tarihinde davalı eşin annesine satılarak devredilmiş, ondan da 31.03.2014 tarihinde 3.kişiye satılarak devredilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m).
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde, artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken "eklenecek değerler" göz önünde bulundurulur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesine göre; eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir.
Bu tür uyuşmazlıklarda; öncelikle, davalı eş tarafından 229. madde sayılan amaç ve doğrultuda kazandırma veya devrin yapılıp yapılmadığı araştırılıp belirlenmelidir. Mahkemece, karşılıksız kazandırma veya devrin yapıldığının anlaşılması durumunda, söz konusu mal mevcut kabul edilerek yapılan hesaplamada davacı tarafın katılma alacak hakkının olup olmadığı, varsa miktarı saptanarak davalı eşten tahsili yönünde hüküm kurulmalıdır. Tasfiyede devredilen malvarlığının devir tarihindeki durumu (niteliği, seviyesi, yaşı vs.) esas alınarak tasfiye (karar) tarihindeki sürüm (raiç) değeri hesaplanır. (TMK'nun 235/2.)
Somut olaya gelince; mahkemece 3 nolu bağımsız bölüm yönünden, davalı tanıklarının bu taşınmazı davalıya babasının aldığını beyan ettikleri, buna göre taşınmazın karşılıksız kazanma yoluyla edinildiği anlaşılmakla birlikte davalının bu taşınmazın alınması sırasında ...'tan 20.000-TL kredi çektiği, bilirkişi raporunda taşınmazın edinme tarihindeki değerinin 55.000-TL olabileceği belirtildiğinden davalının 20.000/55.000 oranında taşınmazda payının olduğu, taşınmazın keşif tarihindeki değerinin 95.000-TL olması nedeniyle davalının payının 95.000 x (20.000/55.000)=34.545-TL'ye karşılık geldiği ve davacının bu payın yarısı oranında 17.272-TL katılma alacağı bulunduğu gerekçesiyle davacının taşınmaz yönünden bu miktar katılma alacağının bulunduğu kabul edilmişse de; bu gerekçe dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Şöyle ki, dava konusu 3 nolu bağımsız bölüm edinme tarihi itibariyle davalının edinilmiş malı olup, aksini ispat yükü davalı tarafa aittir. Her ne kadar davalı tarafça, taşınmazın babası tarafından alındığı, eksik kalan bölüm için kredi çekildiği ve borcun babası tarafından ödendiği ve taşınmazın kendisine hediye edildiği savunulmuş ve bu yönde bir kısım davalı tanıkları da beyanda bulunmuş ise de, söz konusu ifadeler soyut nitelikte olup sair deliller ile desteklenmediği için kişisel mal savunmasının kanıtlandığı düşünülemez. Bu itibarla taşınmazın tamamının edinilmiş olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, tasfiyeye konu taşınmazın davalı tarafından annesine devredildiği tarihteki durumu (niteliği, seviyesi, yaşı vs.) esas alınarak tasfiye tarihindeki (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihindeki) sürüm (rayiç) değeri belirlenerek bu değer üzerinden talep miktarı ve tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek katılma alacağı hesaplanması gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy