MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.03.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... Keskin vekili, evlilik birliği içinde edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönem içerisinde davalı erkek adına kayıtlı olan, kayıtlı olup katılma alacağını azaltmak amacıyla davalı tarafından devredilen tüm malvarlığının (davalının ortağı olduğu şirket yada kendi adına kayıtlı taşınmaz, para, araç, şirket hisssesi, şirket kar payı) tasfiyesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL katılma alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, 18.04.2016 tarihli harcını yatırmak suretiyle sundukları dilekçe ile talep miktarını 694.820,51 TL olarak arttırmıştır.
Davalı ... vekili, davacının ev hanımı olduğu, edinilen mal varlığına katkısı bulunmadığı, şirket hissesi ve şirketin kar payının davalının babasından bağış yolu ile geçen mallardan oluştuğu ve kişisel mal olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne 694.820.51 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). iddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK m. 222).
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, eşlerin mallarının, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye,yaş, vs.) göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK m. 227/1, 228/1, 232 ve 235/1, 239/1). Yargıtay'ın ve Dairemiz'in uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Buna göre, tasfiyeye konu şirketin mal rejiminin sona erdiği andaki durumu esas alınarak, tasfiye (karar)tarihindeki sürüm (rayiç) değeri belirlenmelidir. Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Açıklanan ilkeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; Mahkemece, 23.03.2015 tarihli üç kişilik hesap bilirkişi heyet raporu esas alınarak davacı lehine alacağa hükmedilmiş ise de söz konusu raporda şirketin değer belirleme yöntemi ve davalının esas alınan hisse oranının kanuni düzenlemelere, Dairenin ilke ve esaslarına uygun düşmediği anlaşılmaktadır.
Söz konusu raporda tasfiyeye konu edilen ... Ltd Şti. yönünden hesap yapılırken, şirketin mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi itibariyle öz kaynakları toplamının belirlendiği ve davalının şirkette %99 hissedar olduğu gözetilerek bu hisse oranı üzerinden davalının payına düşen miktarın edinilmiş mal kabul edildiği, bu miktarın yarısının davacının katılma alacağı olarak hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki şirkete ait evraklar incelendiğinde; davalının babası ve davalının erkek kardeşi tarafından kollektif olarak kurulan şirketin 02.04.1997 tarihinde ünvan değişikliğine gidilerek limited şirket olduğu; davalının babasının 120 pay, davalı ve kardeşinin ise 90'ar pay sahibi olarak şirkete ortak oldukları, 18.04.2007 tarihinde baba tarafından iki kardeşe devredilen 60'şar pay ile davalının ve kardeşinin şirkette toplam 150'şer pay sahibi olduğu, 29.06.2010 tarihinde davalının kardeşinin davalıya 149 pay, davalının kızına 1 pay devrederek şirket ortaklığından çıktığı, aynı tarihte şirkette sermaye artırımıda yapıldığı ve sonuç olarak 19.999 payın davalı adına 1 payın ise davalının dava dışı kızı adına olacak şekilde pay oranlarının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Dava, katılma alacağı isteğine ilişkin olup, davalının eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 1997'de şirkete ortak olurken edindiği hisse ile Daire'nin yerleşmiş uygulamalarına göre aksi ispat edilemediğinden babasından devraldığı ve bağış niteliğinde olan 2007 yılında edinilen hissenin davalının kişisel malı olarak kabul edilmesi gerekirken hükme esas alınan raporda boşanma dava tarihi itibariyle davalının sahip olduğu 19.999 hissenin tamamı üzerinden katılma alacağı hesabı yapılması hatalıdır.
Bundan ayrı, şirketin öz kaynakları toplamından hareketle katılma alacağı hesabı yapılması yerinde değildir. Tasfiyeye konu edilen malvarlığı şirket olduğu takdirde, şirketin mal rejiminin sona erdiği andaki durumu; o tarihteki ekonominin genel gidişatı, şirketin faaliyet gösterdiği sektörün konumu, büyüklüğü ve büyüme hızı, tasfiyeye konu şirketin bilanço değerleri, şirketin kullandığı teknoloji, makina ve tesisatın durumu ile araştırma geliştirme faaliyetleri (ARGE), ürettiği hizmet ve ürünleri pazarlama ile rekabet gücü, müşteri portföyü, organizasyonu ile yönetim kadrosu büyüme potansiyeli, şirketin değerlendirme anındaki satışlarına, kazançlarına, siparişlerine, nakit akışlarına ve finansal durumuna göre geleceğe ilişkin tahminler, kar dağıtım politikası, gelecekte planlanan sabit kıymet yatırımları, stratejisi, ekonominin genel arz ve talep kuralları göz önünde bulundurularak belirlenir. Bundan sonra, yukarda açıklanan yöntem ve kriterlere göre, dava konusu şirketin mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla belirlenen değeri, TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) göz önünde bulundurularak tasfiye (karar) tarihindeki sürüm değeri belirlenmelidir.
Mahkemece yapılacak iş; davalının 1997 ile 2007'de devraldığı hisselerin kişisel malı olduğu gözetilerek yukarıda izah edilen ilkeler doğrultusunda şirketin değeri belirlenmeli ve davacının katılma alacağının hesaplanması için konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırılmalı, temyiz edenin müktesep hakkı da dikkate alınarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy