(2004 S. K. m. 94)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi 3. kişi vekili; İİK m.94 hükmüne aykırı olarak ortaklık pay defterine haciz şerhi işlendiğini, davacı şirketlerin ortaklık payları hisse senedine bağlandığından İİK.m.94 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek, haciz işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, anonim şirketlerde ortağın şirketteki payının (hissesi) haczedilebileceği, dava dışı şirketlerin ortaklık pay defterlerine haciz şerhinin işlendiği bu nedenle fiilen yapılan haciz işleminin usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm şikayet eden tarafından temyiz edilmiştir.
Anonim şirketlerde hisse senedi çıkarılması zorunluluğu yoktur. Hisse senedi çıkarılmış ise bunlar İİK'nun menkul mallarla ilgili haciz ve muhafaza hükümlerini düzenleyen 88. maddesi uyarınca icra müdürlüğünce haczedilir ve muhafaza altına alınır. Hisse senedi çıkarılmamış ise borçlunun 3.kişi nezdinde bulunan ve henüz kıymetli evraka bağlanmamış hisse hakları İİK'nun 94. maddesi gereğince, icra dairesi tarafından şirkete haciz yazısı tebliğ olunarak haczedilir. Borçlunun hissesinin haczedildiğinin tebliği üzerine haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur. Ancak şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile, şirkete tebliğ tarihinde yapılmış sayılır. Öte yandan icra müdürlüğünce mahalline bizzat gidilerek haczin şirkete tebliği suretiyle ve bu hususu tutanakla tespit ederek pay haczi yapılabilir. Bu durumda da haczin şirkete tebliğ edildiği tarih haciz tarihi sayılır. Anonim ve hisseli komandit şirketlerin henüz kıymetli evrak niteliğinde senede bağlanmamış hisselerinin haczinde, İİK'nun 94. maddesi doğrultusunda yapılan tebliğden sonra şirket idaresi itirazda bulunmamış veya itiraz reddedilmiş ise hisselerin borçlu adına ve hesabına şirket nezdinde ve mamelekinde bulunduğu kesinleşir. Haciz keyfiyeti borçlunun hissesini elinde bulunduran 3. şahıslara ihbar edilir. Bu konudaki şikayet bir hakkın yerine getirilmesi ile ilgili bulunduğundan borçlunun süresiz şikayet hakla vardır.
Somut olayda, şikayetçi şirketin şikayet dilekçesi ekinde pay senedi çıkarılmasına ve hissedarlara dağıtılmasına ilişkin 03/01/2013 tarihli yönetim kurulu kararı ibraz ettiği görülmektedir. Şikayetçi şirketin hisse senedi çıkardığı yönündeki bu iddiası hakkında Mahkemece, resmi kayıtlar incelenerek bir tespit yapılmamıştır.
O halde, Mahkemece gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla şirketin resmi kayıt, defter ve belgeleri incelenmek suretiyle, pay senedi çıkarılıp çıkarılmadığı araştırılarak, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMKnun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 15.11.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy