MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında 28.12.2015 tarihinde yapılan hacze konu menkul malların borçluya ait olduğunu, davalı üçüncü kişinin ibraz ettiği faturaların kendi adına olmadığını açıklayarak üçüncü kişi tarafından ileri sürülen istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, haczin, takip adresinden ve ödeme emrinin tebliğ edildiği adresten farklı bir adreste yapılması, haciz sırasında borçlu şirket temsilcilerinin bulunmaması ve haciz mahallinde borçlu şirkete ait belgeye de rastlanmamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde mülkiyet karinesinin davalı 3. kişi yararına olduğu, karine aksinin alacaklı tarafından ispatlanması gerektiği, ispat yükü altında olan alacaklının borçlu ile 3. kişi arasında mal kaçırmak için muvazaalı işlemler yapıldığı kanaatini oluşturacak delilleri dosyaya sunamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir
Hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nun 99. maddesi uyarınca açtığı istihkak iddiasının reddi davası niteliğindedir.
Yargıtay’ın ve Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamasına göre; borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise veya duruşmalara dahil edilmesi, işin esasına etki etmeyecekse, davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, somut olayda yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenememiştir. Bu nedenle borçlunun davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması amacıyla 103 davet kağıdı ve dava dilekçesinin borçluya tebliğ edilmesi için davacı 3. kişiye süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy