MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişiler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişiler vekili, 05.06.2015 ve 02.07.2015 tarihli hacizlerin gerçekleştirildiği işyerinin ve içerisindeki makinelerin mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olduğunu, müvekkili şirketin işyerini makineleri ile birlikte firmalara kiraladığını, kiraladığı firmalara zaman zaman kendisi için fason üretim de yaptırdığını, borçlu şirket ile müvekkili şirket arasındaki ünvan benzerliğinin hukuki yanlışlıklara yol açtığını, borçlu şirketin haciz adresi işyerinde kiracı olarak faaliyette bulunmakta iken borçları yüzünden kira akdini feshederek mecuru tahliye ettiğini, borçlu şirketin haciz adresini terk etmesinden sonra, müvekkili ...'in diğer müvekkili üçüncü kişi şirketin kiracısı olarak, ... Konfeksiyon unvanı ile 01.04.2015 tarihinden itibaren faaliyet gösterdiğini, 05.06.2015 tarihinde haczedilen pantolonların fason üretim yapılması için müvekkili şirket tarafından diğer müvekkili ...’e teslim edildiğini öne sürerek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı üçüncü kişiler vekili, Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/686 Esas sayılı dava dosyasında ise; aynı gerekçe ile aynı icra dosyasında 03.07.2015 tarihinde haczedilen makinelerin mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olduğunu öne sürerek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olduğunu, kira ilişkisinin alacaklılardan mal kaçırmak için tesis edildiğini açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde cevaplarını bildirmediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olduğu, kurucularının, ortaklarının, aynı kişi olduğu, aynı iş kolundaki faaliyetlerine aynı adreste devam ettikleri, üçüncü kişi adına vergi levhası veya kira sözleşmesi düzenlenmesinin tek başına yeterli olmadığı, bunları destekleyen başka delillerin de bulunmadığı, üçüncü kişilerin alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile istihkak iddiasında bulundukları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişiler vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1.Davacı üçüncü kişi ...'in temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İİK'nin 96/1. maddesinde, üçüncü kişinin haczedilen mal ve hak üzerinde mülkiyet veya rehin hakkına dayanarak istihkak davası açabileceği öngörülmüştür. Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay uygulamasında “mülkiyet ve rehin hakları” sözcüklerinin sınırlandırıcı anlam taşımadığı, ayrıca sınırlı ayni haklara, tapuya şerh verilmiş kişisel haklara, hapis hakkına, mülkiyeti muhafaza sözleşmesine, intifa hakkına dayanarak da istihkak davası açılabileceği kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince, davacı üçüncü kişi vekilince asıl ve birleşen dosyaya ilişkin dava dilekçesinde mahcuzların üçüncü kişilerden System Tekstil Şirketine ait olduğunun beyan edilerek, netice olarak mahcuzların üçüncü kişi şirkete ait olduğuna dair istihkak iddiasının kabulüne karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda Mahkece, davacı üçüncü kişinin istihkak iddiası dolayısıyla davacı sıfatı (aktif husumet ehliyeti) olmadığının değerlendirilmemesi doğru olmamıştır.
2.Davacı üçüncü kişi şirketin, 02.07.2015 tarihinde haczedilen ... Marka Köprü Otomatı yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davalı alacaklı vekilinin yargılama esnasında, 03.07.2015 tarihli başka bir haciz işlemi esnasında ... marka köprü otomatı üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasını ve ek haciz yapılmasını talep ettiği ve dava konusu haczin kaldırıldığı, bu itibarla bu menkul yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
3.Davacı üçüncü kişi System Tekstil Şirketi’nin sair mahcuzlar yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; dava konusu hacizler, her ne kadar borçlu şirkete ödeme emrinin Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edildiği ticaret sicil kayıtlarında yer alan adresinde yapılmış ise de, ilk çıkarılan ödeme emri tebligatının borçlu şirketin adresten ayrıldığından bahisle iade edildiği, haciz esnasında borçlu şirkete ait evrak bulunmadığı gibi yetkilisinin de hazır olmadığı, ticaret sicil kayıtlarına göre üçüncü kişi şirketin borcun doğum tarihinden çok önce 05.10.1994 tarihinde kurulduğu,Mahkeme gerekçesinin aksine iki şirket arasında organik bağ bulunmadığı,dava konusu hacizlerin "" adresinde gerçekleştirildiği, üçüncü kişi şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer alan adresinin ise " ..." olduğu, haciz adresi tekstil konfeksiyonundaki makinelerin öncesinde, 13.12.2013 tarihli Noter onaylı kira sözleşmesi ile borçlu şirkete, bilahare 09.04.2015 tarihli Noter onaylı kira sözleşmesi ile diğer üçüncü kişi ...'e üçüncü kişi şirket tarafından kiraya verildiği, üçüncü kişinin dayanağı fason imalata ilişkin faturalar ile makinelere ilişkin borcun doğum tarihinden öncesine ilişkin mülkiyeti gösterir faturaların mahcuzlarla uyumlu olduğu ve üçüncü kişi şirketin usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre, borçlu şirkete, Tebliğat Kanunu'nun 35. maddesine göre, ticaret sicil adresinde ödeme emrinin tebliğ edilmesi, haczin de bu adreste yapılması, yapılan açıklamalar çercevesinde mülkiyet karinesinin borçlu lehine işletilmesi için yeterli görülmemiştir. Somut olayda mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK'nin mad. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı alacaklı tarafından delil olarak gösterilen takip dosyası mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.