MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 26.09.2014 tarihinde borçlu şirkete ait malların haczedildiğini, üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ olduğunu, istihkak iddiasının alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile muvazaalı olarak öne sürüldüğünü açıklayarak davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde cevaplarını bildirmediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece dava konusu haczin, "..." adresinde yapıldığı, haciz adresinin daha önce dava dışı ... Plastik Şirketi ve ... Pvs ticari ünvanı ile ... tarafından kullanıldığı, taraf tanıklarının ... Plastik Şirketi, üçüncü kişi şirket ve borçlu şirket arasında süreklilik olduğuna dair beyanda bulundukları, SGK kayıtlarına göre bu üç şirket çalışanlarının aynı kişiler olduğu, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olduğu, üçüncü kişi şirketin dayanağı faturanın tek başına yeterli delil kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı üçüncü kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1-T.C. Anayasası'nın 141/3 maddesi gereğince, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
Buna göre hükmün, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermesi gerekir, bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olması gereklidir.
Temyize konu mahkeme kararında; ikinci bentte "Harç peşin alındığından ayrıca alınmasına yer olmadığına," üçüncü bentte ise "Peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 4,00-TL harcın davalıdan tahsiline" karar verildiği, davacı alacaklı vekili 24.06.2016 havale tarihli dilekçesi ile yargılama esnasında taraflarınca yatırılan 4.348,83 TL'nin davalı üçüncü kişiye yüklenen yargılama giderleri arasında gösterilmediğini beyan ederek, hükmün bu noktadan tavzihini istemesi üzerine, 24.06.2016 tarihli tashih şerhi ile "gerekçeli kararın hüküm kısmına 6.fıkrasına, alınması gereken 29,20TL harcın peşin alınan 4.348,83TL'den mahsubu ile artan 4.319,63 TL bakiye harcın kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde davacı yana iade edilmesine, kelimelerinin eklenmesine" karar verildiği, bu şekilde hüküm fıkraları içerisinde çelişki ve tereddüt oluşturulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş; özellikle Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nin 297. (Mülga HUMK'un 381, 388 ve 389.) ve 27.maddeleri de gözetilerek gerekçelerini açıkça kaleme aldığı anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, birbirleri ile çelişki, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde bir hüküm kurmak olmalıdır. Açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
2-Kabule göre de; davacı alacaklı vekilinin borçlu şirket, dava dışı ... Plastik Şirketi ve ... PVS ... Firması ile üçüncü kişi şirketin aynı iş kolunda faaliyet gösteren ve aynı gruba ait şirketler topluluğu olduğunu, üçüncü kişi şirket hariç diğer üç işletmenin daha önce aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, bu adreste haciz yapılması üzerine faaliyetlerini haciz adresinde sürdürmeye devam ettiklerini, haciz esnasında hazır olup istihkak iddiasında bulunan ...'ın hem ... Plastik Şirketinin hem de üçüncü kişi şirketin ortağı ve mesul müdürü olduğunu, ... Plastik Şirketinin diğer ortağı olan ...'ün borçlu şirket ortaklarının damadı olduğunu, içeriği tamamen aynı olan İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün 2014/9915 sayılı dosyasındaki haciz yönünden lehlerine karar verildiğini iddia ettiği anlaşılmakla, Mahkemece, davacı alacaklı tarafça delil olarak dayanılan, anılan şirket ve firmalara ilişkin ticaret sicil kayıtları ve emsal takip dosyası ile bu dosyaya ilişkin dava dosyası bulunduğu yerden temin edilip incelenmeden, organik bağın varlığının kabul edilmesi, alacaklı tarafça delil olarak dayanılan emsal takip dosyasına ilişkin haciz tutanağına konu adres ile dava konusu haciz adresinin farklı olduğu nazara alınmadan, aynı adres olarak değerlendirilmesi, yine davalı üçüncü kişi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde tanık deliline dayanılmamış olmasına rağmen davalı tanıklarının beyanlarının da hükme esas alınarak eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 13.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi