MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Muhdesatın Tespiti
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.11.2015 gün ve 396/652 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin paydaş olduğu 215 parsel üzerinde kendi payına düşen kısım üzerinde bulunan muhdesat niteliğindeki bina ve ağaçların vekil edeni hesabına yapılıp dikildiğinin ve vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ... ve ... ...) verdikleri cevap dilekçelerinde iddiaları kabul etmediklerini beyan ederek davanın reddini savunmuşlardır. Davalıların bir kısmı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, bir kısmı mahkemece yapılan ön inceleme duruşmasında, bir kısmı 2. celsede ve bir kısmı da 3. celsede davayı kabul etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 215 parsel içerisinde bulunan 267 m2 alanlı besihane, tek katlı kargir 62,30 m2 kullanım alanlı besihane üstü ev ile 2 katlı betonarme 63,91 m2 kullanım alanlı evin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, ziraat mühendisinin 16.10.2015 tarihli raporunda cins ve yaşları belirtilen 1 adet akasya, 1 adet kiraz, 3 adet vişne, 23 adet kayısı, 4 adet ceviz, 1 adet dut, 4 adet asma, 3 adet ayva ağacının davacı tarafından dikilip yetiştirildiğinin tespitine, geri kalan ağaçlar yönünden talebin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davalı ... vekili tarafından esasa ve yargılama giderlerine ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ve yargılama tutunakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece taktir edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğine ve taktirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK'nun 326. maddesi hükmünde, kural olarak yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınacağı, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi halinde ise yargılama giderlerinin davada haklılık oranını göre taraflar arasında paylaştırılacağı açıklanmıştır. Bu genel hükmün ayrığı olan aynı Kanun'un 327. maddesi hükmünde de, davanın esası hakkında lehine hüküm verilmiş olan tarafın davayı uzatması, gereksiz masraf
yapılması ya da kendi elinde olup da verilecek hükme etkisi olan belgeleri zamanında karşı tarafa bildirmemesi halinde yargılama giderlerinin tamamı veya bir kısmı ile sorumlu tutulabileceği, aynı kanunun 312. maddesi hükmünde ise feragat veya kabul eden tarafın aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mecbur olduğu, davalının hal ve vaziyeti ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması ve ilk duruşma oturumuna kadar davayı kabul etmiş olması halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir.
Somut olaya gelince; Ortaklığın giderilmesi davasının davacısı durumunda bulunan, eldeki dosyanın davalılarından ...’nin, gerek 17.11.2014 tarihli cevap dilekçesinde gerekse duruşmalardaki beyanlarında açılan davayı kabul etmediği, iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığına göre harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu 215 parsel sayılı taşınmaz davacı ile davalılar adına tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlıdır. Davanın konusu ise davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeridir(zemin bedeli hariç). Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nun 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden her bir davalının tapudaki payları oranında sorumlu tutulmaları gerekirken, tapu payları dikkate alınmaksızın müştereken ve müteselsilen davalılardan alınması şeklinde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün vekalet ücretine yönelik olarak 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca temyiz eden davalı ... lehine BOZULMASINA, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan gerekçelerle REDDİNE, taraflarca HUMK'nun 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 1.966,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'ya iadesine, 18.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.