MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü şirket yetkilisi; 12.01.2016 tarihinde haczedilen malların şirketlerine ait olduğunu, bu mallara ilişkin faturaları ve ödeme belgeleri bulunduğunu, borçlu şirketin haciz mahalli ile ilgisi bulunmadığını belirterek, davanın kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; haciz yapılan adresin borçlu şirketin eski faaliyet alanı olup üçüncü kişinin borcun doğumundan sonra malları kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak kurulduğunu, haciz adresinde borçluya ait evraklar bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davacı tarafa bilirkişi için belirlenen gider avansına ilişkin muhtıranın tebliğ edilmesine rağmen süresinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle HMK 114/(g), 115, 120 ve 94 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre, Mahkemece; 2.3.2016 tarihli tensip tutanağının 6. maddesinde '' Davacıya HMK 114/g, 115 ve 120 madeleri gereği 400,00 TL (Fatura,defter vs. İncelemesi için) konusunda uzman bilirkişi ücretiyle makinaların karşılaştırılması için yine konusunda uzman bilirkişi için 400,00 TL toplam 800,00 TL gider avansının tebliğden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılması, verilen kesin sürede gider avansı yatırılmaz ise davanın usulden ret edileceği ihtarlı davetiye (Tensip zaptının) tebliğine,'' şeklinde ara karar kurulmuştur.
HMK'nin 120. maddesine göre, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, Mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” Anılan Kanun'un 114. maddesinin “g” bendinde, gider avansının dava şartlarından olduğu belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK'nin 324. maddesinde ise; ''Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için, mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Verilen kesin süre içinde delil avansının yatırılmamış olmasının sonucu, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılmaktır '' düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda davacı tarafından yatırılması istenen avans, dava şartı olan gider avansı değil, delil avansı niteliğindedir. Davacı tarafa verilen kesin sürede delil avansının yatırılmaması nedeniyle delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerekirken, duruşma açılmaksızın davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Öte yandan, HMK’nin 140. maddesine uygun biçimde ön inceleme duruşması yapılarak anılan maddenin 5. fıkrası kapsamında davacıya delil listesinde belirttiği kanıtlarını sunması ve deliller için gerekli avansın yatırılması için ön inceleme tutanağı ile kesin süre verilmemiştir. HMK’nın 140/5. maddesi, dosyaya sunulmamış deliller için getirilen düzenleme olduğundan, duruşma davetiyesi ile tensip ara kararı uyarınca verilen kesin süre hukuki sonuç doğurmaya elverişli kabul edilemeyeceğinden dosya üzerinden yazılı gerekçe ile karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
Ayrıca, davalı borçlu şirket adına çıkartılan dava dilekçesi ve ekli tenzip zaptı bila tebliğ iade edilmesine rağmen, yeniden tebligat yapılmamıştır. Gerekçeli karar tebliği ise, aynı adrese çıkartılmış, bila tebliğ iade edilmesinin ardından Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Bu durumda borçlu şirket adına dava dilekçesi usule uygun olarak tebliğ edilmemiştir. Mahkemece borçlu şirket adına Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca duruşma gün ve saatini bildirir dava dilekçesi ekli davetiyenin tebliğ edilerek karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
O halde Mahkemece taraflara usulüne uygun olarak duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edildikten sonra, belirlenen gün ve saatte duruşma açılarak taraflara hak arama özgürlüğü kapsamında iddia, savunma, usulüne uygun şekilde bilgilendirilme ve açıklama yapma hakkı tanınması, tarafların delillerinin toplanması ve bundan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; davanın usulden reddine karar verilmiş olması karşısında davalı vekili lehine maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücretine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy