MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi şirket yetkilisi; 12.01.2016 tarihinde haczedilen menkullerin şirketlerine ait olduğunu, mahcuzların borçlu ile ilgisi olmadığından dolayı istihkak talebinin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına hacizlerin kötüniyetli olması sebebiyle hacizli mahcuzların %20'si oranında tazminatın davalı alacaklıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; istihkak iddiasını kabul etmediklerini, haciz yapılan adresin borçlu şirketin eski faaliyet alanı olup, borçlu şirketin iş yerinin üçüncü kişinin iş yerine çok yakın olduğunu, üçüncü kişinin borcun doğumundan sonra malları kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak kurulduğunu, haciz adresinde borçluya ait evraklar bulunduğunu ve üçüncü kişinin sunduğu belgelerin bilirkişi aracılığıyla incelenmesinin gerektiğini, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davacı tarafından sunulan faturaların hacze konu makinalara ait olup olmadıkları ve makinelerin faturalarının davacı şirketin defterlerine işlenmiş olup olmadığı hususu ile makinelerin mahcuz makineler olup olmadığı hususunun incelenmesi için davacı tarafa konusunda uzman bilirkişi için belirlenen gider avansına ilişkin muhtıra tebliğ edilmesine rağmen süresinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle HMK 114/(g), 115, 120 ve 94 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş,hüküm davacı üçüncü kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesine göre, “Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, Mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” Anılan Kanun'un 114. maddesinin “g” bendinde, gider avansının dava şartlarından olduğu belirtilmiştir. Dava şartlarının incelenmesini düzenleyen 115. maddesinde “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.” denilmiştir.
Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için, mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. ( HMK mad. 324/1) Verilen kesin süre içinde delil avansının yatırılmamış olmasının sonucu, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılmaktır (HMK mad. 324/2). Bununla birlikte HMK’nin 140. maddesine uygun biçimde ön inceleme duruşması yapılarak anılan maddenin 5. fıkrası kapsamında davacıya delil listesinde belirttiği kanıtlarını sunması ve deliller için gerekli avansın yatırılması için ön inceleme tutanağı ile kesin süre verilmemiştir. HMK’nin 140/5. maddesi, dosyaya sunulmamış deliller için getirilen düzenleme olduğundan, duruşma davetiyesi ile tensip ara kararı uyarınca verilen kesin süre hukuki sonuç doğurmaya elverişli kabul edilemez.
Somut olayda, Mahkemece 02/03/2016 tarihli tensibin 6 nolu ara kararı gereği talep edilen 1.200,00 TL HMK'nin 120. maddesinde anlamını bulan ve dava şartı olan gider avansı değil, HMK’nin 324. maddesinde ifade edilen delil ikame avansıdır. Mahkemece yanlış değerlendirmeyle bahsi geçen 1.200,00 TL’nin delil ikame avansı olarak değil de dava şartı olan gider avansı olarak değerlendirilmesi ve davacı tarafa verilen kesin sürede delil avansının yatırılmaması nedeniyle delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerekirken, duruşma açılmaksızın davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
2. Davalı borçlu şirket adına çıkartılan dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli davetiye iade edilmiş olmasına rağmen, yeniden davetiye tebliğ edilmemiştir. Gerekçeli karar tebliği ise aynı adrese çıkartılmış,iade dönmesinin ardından sicil adresi olması nedeniyle Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Bu durumda borçlu şirket adına dava dilekçesi usule uygun olarak tebliğ edilmemiştir. Mahkemece borçlu şirket adına Tebligat Kanunu Hükümleri uyarınca duruşma gün ve saatini bildirir dava dilekçesi ekli davetiyenin tebliğ edilerek karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru değildir.
O halde Mahkemece yapılacak iş; taraflara usulüne uygun olarak duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edildikten sonra, belirlenen gün ve saatte duruşma açılarak taraflara hak arama özgürlüğü kapsamında iddia, savunma, usulüne uygun şekilde bilgilendirme ve açıklama yapma hakkı tanınması, tarafların delillerinin toplanması ve bundan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; davanın usulden reddine karar verilmiş olması karşısında davalı vekili lehine maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması ... olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.