MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil, Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davada elatmanın önlenmesi talebinin kabulüne, ecrimisil talebinin reddine, karşı davanın ise reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından, duruşma talep edilmeden ise davacılar-karşı davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 20.03.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz edenlerden davalı-karşı davacı ... bizzat ve vekili Av. ...ile karşı taraftan davacılar-karşı davalılar vekili Av. ... ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar- karşı davalılar ... ve müşterekleri vekili, 6932 ada 23 ve 24 parsellerin vekil edenlerine ait olduğunu, davalının haklı bir nedene dayanmaksızın taşınmaz üzerinde bulunan 6 nolu daireyi 3 yıldır işgal ettiğini, defalarca uyarılmasına rağmen tahliyeye yanaşmadığını açıklayarak haksız elatmasının önlenmesine ve 3 yıllık ecrimisilin belirlenerek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı - karşı davacı vekili, 6 nolu daireyi 2004 yılında inşaat halinde iken 13.100 Euro bedelle davacıların akrabası Muammer Bayansal’dan satın aldığını, satış bedelinin bu kişi tarafından davacı ...’in yurtdışında bulunan banka hesabına yatırıldığını, satın aldıktan sonra 60.000,00 TL masraf ettiğini, tüm abonelikleri adına yaptırdığını ve halen taşınmazı kullandığını açıklayarak davacıların davasının reddine, 6 nolu daireye düşen arsa payı belirlenerek tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamından önce, elatmanın önlenmesi yönünden davanın kabulü ile; davacıların kayden maliki olduğu 6932 ada 23-24 no'lu parseller üzerinde bulunan binada üçüncü kat 6 nolu daireye davalının el atmasının önlenmesine ve taşınmazın davacılara teslimine, ecrimisil istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile, bilirkişi raporuyla 10.020,00 YTL olarak belirlenen tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazla isteğin reddine, karşı dava yönünden ise, taşınmaz satışı resmi şekilde yapılmadığından davalı-karşı davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Daire'nin 22.04.2010 tarihli ve 2009/6639 Esas 2010/2006 Karar sayılı ilamı ile; tapu iptal ve tescil davası yönünden, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 30.09.1988 gün 1987/2 Esas 1988/2 Karar sayılı kararının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda, bu defa, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının reddine, Kat Mülkiyeti Kanunu ve TMK madde 2 uyarınca, davalı-karşı davacının tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Daire'nin 07.07.2014 tarihli ve 2013/4786 Esas 2014/14337 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu olayda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 30.09.1988 gün, 1987/2 Esas ve 1988/2 Karar sayılı kararı uygulanamayacağı, satın alınan inşaatla ilgili kat karşılığı inşaat sözleşmesinin mevcut olmadığı, bu durumda tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davanın reddine, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek davacı-karşı davalıların elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesinde yeniden yargılama sonucunda, bozmaya uyma kararı verilerek, el atmanın önlenmesi davasının kabulü ile; davalı-karşı davacının 6932 ada, 26 parsel üzerindeki binanın 3. kat 6 nolu dairesine yaptığı el atmanın önlenmesine, davalının taşınmazdan tahliyesi ile davacılara teslimine, ecrimisil davasının reddine, davalı-karşı davacının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar-karşı davalılar vekili ve davalı-karşı davacı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmiştir.
1-)Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, yazılı şekilde hüküm verilmiş olmasında işin esası yönünden bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar-karşı davalılar vekilinin tüm ve davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-) Davacı, dava dilekçesinde davanın dayanağını oluşturan tüm olayları (vakıaları) bildirmekle yükümlüdür (6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 119/1-e). Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise, HMK'nun 25, 26, 31 ve 33. maddeleri (1086 sayılı HUMK'nun 74, 75 ve 76. maddeler) gereğince, Hakime aittir. Ancak, 6100 sayılı HMK'nun 26. (1086 sayılı HUMK'nun 74.) maddesine göre; hakim tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Talepten fazlaya karar verilebilmesi ancak davalının muvafakatiyle mümkündür (HMK m.141/2).
Somut olayda, davalı-karşı davacı, dava dilekçesinde ve yargılama sırasındaki beyanlarında; dava konusu 6 nolu daireye düşen arsa payı belirlenerek tapu kaydının iptaline ve vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, gerekçe kısmının son paragrafında; davalı-karşı davacının tescil olmaz ise alacağa karar verilmesini istediğini, yapılan ödemenin HMK'nın 200. ve devamı maddelerine göre ispatlanamadığını, teklif edilen yemin üzerine davacılar-karşı davalıların 01.05.2008 tarihli oturumda parayı almadıklarına dair yemin ettiklerini belirterek, bu yönden de davanın reddine karar verildiği belirtilmiştir. Oysa, az yukarıda açıklandığı üzere, davalı-karşı davacının talebi tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, alacak istemi yoktur.
O halde, alacak hakkında da hüküm kurulması yukarıda yazılı yasa maddelerine aykırı olup, mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün gerekçe kısmının son paragrafında yer alan '...Öte yandan davalı-karşı davacının tescil olmaz ise alacağa karar verilmesini istemişse de, yapılan ödemenin HMK'nun 200. ve devamı maddelerine göre ispatlamadığı, teklif edilen yemin üzerine davacılar-karşı davalıların 01.5.2008 tarihli oturumda parayı almadıklarına dair yemin ettikleri anlaşılmakla bu yönden de davanın reddine karar verilmiştir...' ibaresinin gerekçeden çıkartılmasına, hükmün gerekçesinin düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7 maddesi uyarınca ONANMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen sebeple reddine, HUMK’nun 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalı-karşı davacıya, 35,90 TL onama harcının 1.195,00 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 1.159,10 TL'nin istek halinde temyiz eden davacılar-karşı davalılara iadesine, 20.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy