MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, şikayetin reddine istihkak davasının kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, borçlu aleyhine yaptıkları takipte borçlunun babası olan üçüncü kişi tarafından mahcuzların başka bir üçüncü kişi ...'a ait olduğu belirtilerek istihkak iddiasında bulunulduğunu ve İcra Müdürlüğü tarafından kendilerine dava açmak için süre verildiğini, süre verilmesi işleminin hatalı olduğunu, İcra İflas Kanunu uyarınca üçüncü kişinin diğer bir üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunamayacağını, bu açıdan icra memur muamelesini şikayet ettiklerini, ayrıca borçlunun alacaklılarından mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini, şikayetin kabulüne, bu talebin reddi halinde mahcuzlar hakkında yapılan istihkak iddialarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi, davacının iddialarını kabul etmediğini, haczedilen mahsulün kendisine ait olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
Davalı borçlu ... vekili borçluya ait olmayan bir malın haczedildiğini, mahcuz mal ile müvekkilinin alakasının olmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; İİK'nin 99.madde uyarınca dava açmak için alacaklıya süre verilmesine ilişkin İcra Müdürlüğü işlemine ilişkin şikayet talebinin reddine, borçlu ve üçüncü kişinin baba oğul olması nedeniyle istihkak iddiasının reddine, karar verilmiş, hüküm davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddi talebi ile şikayet başvurusuna ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.
Somut olayda, dava konusu 01.07.2015 tarihinde yapılan haciz sırasında üçüncü kişi ... yararına istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin dedesi ...'ın üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı sabittir.Davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır.
O halde davacı, alacaklının İİK'nin 99. maddesi hükümlerine göre istihkak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, 6100 sayılı HMK'nin 114/ h ve 115/2 maddeleri uyarınca, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.