MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili; 10.11.2014 tarihli haciz esnasında borçluya ait mahcuzların haczedildiğini, 3. kişi tarafından öne sürülen istihkak iddiasının alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik olduğunu açıklayarak davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili,davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczin gerçekleştirildiği adresin 3. kişi şirkete ait olduğu, ödeme emrinin takip borçlusuna bu adreste tebliğ edilmemiş olması yanında haciz sırasında da takip borçlusu şirket ortak veya yetkililerinin hazır bulunmadığı, haciz sırasında takip borçlusu şirkete ait evrak da bulunmadığı, aynı iş kolunda ekonomik acze düşen şirketlerin işçilerinin bir başka şirkette geçimlerini sağlamak amacıyla ve yahut işçilerin tecrübelerinden yararlanmak amacıyla çalıştırılmış olmasının hayatın olağan akışı ile örtüştüğü, haczedilen menkullerin takip borçlusuna ait olduğunun kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilemediği, hukuki ve organik bağın sabit olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1-Yargıtayın ve Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre; borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, somut olayda yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlu ...'ın, istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenememiştir. Bu nedenle borçlunun davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı alacaklıya süre ve imkan verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan, işin esasına yönelik karar verilmesi isabetli olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı alacaklının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05/11/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.