MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İntifa Hakkına Dayalı Muarazanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29.05.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dışı ... Tic. A.Ş. tarafından çıkarılan intifa senedi ile vekil edenine dava konusu 933 numaralı apart villanın 2040 yılına kadar tahsis devir ve teslim edildiğini, teslim edildiği tarihten bu yana dava konusu yerin nizasız ve fasılasız kullanıldığını, 01.07.2015 tarihinde davalı ...'nin görevlendirdiği bir memurun villanın Bakanlık malı olduğunu ve el konulduğunu bildirdiğini, tahliyesinin istendiğini, villanın elektrik ve suyunun kesildiğini, vekil edenine hiçbir tebligatın yapılmadığını, vekil edeninin davalı Kurumdan süre talep ettiğini ve bu konuda davalı Kuruma ihtarname çekildiğini, davalı Kurumun ihtarnameye cevap olarak, dava dışı şirket ile yapılan sözleşmenin kendilerini bağlamadığını, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını, mülkiyet iddiasında bulunulamayacağını bildirdiğini belirterek intifa senediyle vekil edenine devir-teslim edilmiş bulunan ancak ihkakı hak suretiyle davalı tarafından kullanımı engellenen dava konusu 933 numaralı villanın zilyetliğine vaki müdahale ve muarazanın meniyle eski hale iadeye, intifa hakkının devamına, kalan intifa dönemine ait 131.150 USD bedel üzerinden hapis hakkı tanınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, açılan davanın görevsizlik, aktif ve pasif husumet yokluğu, zamanaşımı, hak düşürücü süre, dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini, davalı Kurum tarafından davacıya herhangi bir izin verilmediğini, sözleşmenin tarafının dava dışı şirket olduğunu, vekil edeni olan Bakanlığı bağlamadığını, yine üst hakkına dayanak teşkil eden Bakanlığın 27.02.1992 tarihli izin "Olur"unun 02.05.2014 tarihli "Bakanlık Olur"u ile iptal edildiğini, iptal sebebinin ise intifa hakkı sahiplerince villanın konut olarak kullanılması olduğunu beyan ederek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının dava konusu ettiği intifa senedinin davalı ...Ticaret A.Ş tarafından çıkarılan senetler olduğu, taraflar arasında akdedilen ilgili sözleşmeye binaen açılan davanın, davanın konusuna göre söz konusu taşınmazın tesis iznini veren idare olarak davalı ... İşletme Müdürlüğü ile bir bağlantısının bulunmadığı kaldı ki söz konusu taşınmazın tapu kayıtlarının incelenmesinde de ...Ticaret A.Ş.nin malik olduğu görülmekle dava şartının oluşmadığı gerekçesiyle HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca davalının pasif dava ehliyetine sahip olmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, intifa hakkına dayalı muarazanın (sataşmanın) önlenmesi istemine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, ... mevkiinde bulunan, dava konusu 1739 parsel sayılı taşınmazda, davalı Kurum tarafından dava dışı ... ve Tic. A.Ş.ne 19.07.1993 başlama tarihli olmak üzere kırk dokuz yıl süreyle müstakil ve daimi nitelikte üst hakkı tanındığı, üst hakkı tanınmasıyla bahse konu şirketin tapu maliki olduğu, dava dışı şirket tarafından üst hakkına dayalı olarak intifa senetlerinin çıkarıldığı, davacının da 26.08.1996 tarihli intifa senedine dayalı olarak dava konusu yeri zilyetliğinde bulundurduğu, davalı Kurum tarafından dava dışı şirkete verilen üst hakkı izin "Olur"unun 07.05.2014 tarihinde ünitelerin ikinci konut olarak kullanılması ve diğer bir takım sebeplerle iptal edildiği, dava dışı şirket tarafından iptal edilen işleme karşı İdare Mahkemesinde dava açıldığı ve davanın halen devam ettiği, davalı Kurum tarafından davacının intifa senedi ile zilyet olduğu davaya konu villanın tahliyesinin istendiği, davacının da bu tahliye istemine karşı zilyetliğinin korunması için eldeki davayı açtığı ve mahkemece davalı Kurumun pasif dava ehliyeti bulunmadığından ön inceleme tutanağı ile davayı usulden reddettiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, intifa hakkına dayalı muarazanın (sataşmanın) önlenmesi istemine ilişkindir. Davacı taraf eldeki bu davada, intifa hakkı iddiasına dayanmaktadır. O halde, bu davada öncelikle çözüme kavuşturulması gereken husus, davacının somut olayda, davalıya karşı üstün ve korunmaya değer hakkının bulunup bulunmadığıdır.
Somut olayda, davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı Kurum memurlarının vekil edeninin nizasız ve fasılasız kullandığı villaya gelerek villanın tahliyesini istediğini ve villanın elektrik ve suyunun kesildiğini belirtmiş, davalı Kurum ise, davacı tarafından tahliyeye ilişkin gönderilen ihtarnameye cevabında, dava dışı şirket ile davacı arasında yapılan sözleşmenin kendilerini bağlamadığını, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını mülkiyet iddiasında bulunulamayacağını belirtmiştir. Belirtilen bu hususlar ve tüm dosya kapsamına göre davalı tarafın dava konusu yerin kullanımı konusunda muaraza çıkardığı sabittir.
O halde Mahkemece yapılacak iş, duruşma açılması sureti ile davadaki üstün hakkın belirlenmesine ilişkin deliller irdelenerek, dava dışı Kuruma verilen üst hakkının iptali işlemine karşı İdare Mahkemesinde açılan davanın sonucunun da beklenmesi sureti ile, iddia ve savunma çerçevesinde davanın esası hakkkında bir karar vermek olmalıdır. Davalının bu dava için pasif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine,
HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.