MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, borçlu aleyhine yapılan takip sonucu müvekkiline ait işyerinde yapılan hacizde ihtirazi kayıtla 18.000 TL'yi talimat dosyasına yatırdığını, şahıs borcundan dolayı şirket mallarının haczedilemeyeceğini haciz yapılan yerin borçluya ait bir şahıs firması olmadığını ileri sürerek, istihkak iddiasının kabulü ile davalının %40 oranında tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı, borçlunun haciz sırasında haciz mahallinde hazır bulunduğunu, davacı 3.kişi ile borçlu şirket arasında alacaklılardan mal kaçırma konusunda tam bir muvazaa ve işbirliği ile hukuki organik işbirliğinin mevcut olduğunu ileri sürerek davanın reddini, kötüniyetli istihkak iddiasında bulunan davacının % 40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ bulunmadığı, üçüncü kişinin, borçlu dolayısıyla alacaklının lehine olan mülkiyet karinesinin aksini ispatladığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davalı borçlu tarafından dosyaya sunulan ... 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2011/274 Esas, 2012/370 Karar sayılı dosyanın incelenmesinde; borçlu aleyhine yapılan takibe dayanak bonodaki imzanın borçluya ait olmadığının bilirkişi raporuyla sabit olduğu gerekçesiyle imzanın borçluya ait olmadığına karar verildiği, yapılan UYAP sorgulamasına göre de, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2015/4569 Esas, 2015/6772 Karar sayılı ilamıyla onandığı kararın 23.03.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, geçerli takip bulunmadığından dosyadaki hacizler de kalkmıştır.
Bu sebeple, Mahkemece, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve tarafların haklılık durumu dikkate alınarak yargılama giderlerinden hangi tarafın sorumlu olduğunun belirlenmesi gerekirken, davanın esası hakkında davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy