MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, haciz yapılan adreste bulunan tüm demirbaşların dava dışı şirketten satın alındığını, müvekkili şirketin boçlu ile bir bağının bulunmadığını, mahcuz malların vekil edeni tarafından tedarikçi firmalardan alınmış ürünler olduğunu belirterek, davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirketin çalışanlarının aynı olduğunu, aynı iş kolunda faaliyet gösterdiklerini, borçlunun muvazaalı olarak şirketini davacıya devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapıldığı, borçlu ile üçüncü kişinin aynı yerde aynı iş kolunda ticari faaliyet yapan işletmeler olduğu, borçlu şirket, davacı üçüncü kişi şirket ve dava dışı şirketin çok kısa sürelerde ve borcun doğumundan sonra devir yapmaları karşısında davacının beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davada husumet ve sıfat kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
6100 sayılı HMK'nin 114/1-d maddesi hükmüne göre; tarafların dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması, dava şartlarındandır. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılamaz, hüküm verilemez.
Dosya içerisinde mevcut Ticaret Sicil kayıtlarına göre; 07.05.2015 tarihinde davalı borçlu şirketin kaydının resen kapatıldığı anlaşılmaktadır.
Bir sermaye şirketi davadan önce tasfiyesini tamamlamış, ticaret sicilinden terkin edilmiş ve keyfiyet ilan edilmiş ise artık şirket temsilcileri veya tasfiye memurları şirket adına dava açamayacak veya açılan davada şirketi temsil edemeyecek, dava açmış veya aleyhine dava açılmış olsa bile dava ve/veya karar tarihi itibariyle tüzel kişiliği bulunmayan şirket hakkında yargılama yapılıp hüküm verilemeyecektir. 6102 sayılı TTK'nin Geçici 7. maddesinde ticaret şirketlerinin re'sen tasfiye ve sicilden terkin halleri düzenlenmiş, ancak maddenin 2. bendinde davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı ve süresi içinde ihya için dava açılabileceği belirtilmiştir.
Bu nedenle; Mahkemece davacıya davalı borçlu şirketin ihyasını sağlamak üzere dava açması için süre verilip, şirketin ihyası ve bundan sonra ihya edilen şirkete tebligat yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra, davanın sonuçlandırılması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy