MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı takipte, borçlu vekili İcra Mahkemesi’ne başvurusunda borçlunun vekili olmasına rağmen icra emrinin, kıymet takdiri tutanağının, satış ile ilgili işlemlerin asile tebliğ edildiğini, vekile tebliğ edilmesi gerektiğinden bu tebligatların iptalini, takip usulüne uygun kesinleşmeden satış istenemeyeceğinden icra müdürlüğünün satış işlemlerinin iptalini ve satışın tedbiren durdurulmasını talep etmiştir. Alacaklı vekili 14.07.2016 havale tarihli dilekçesi ile şikayeti kabul ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece; alacaklının davayı kabul beyanı ve tüm dosya kapsamı doğrultusunda takibin iptaline karar verilmiştir. Alacaklı vekilinin tavzih talebi üzerine Mahkemece 18.07.2016 tarihinde "her ne kadar mahkememizce şikayetin kabulüne karar verilmiş ise de dava dilekçesinin incelenmesinde satışın durdurulmasının talep edildiği, mahkememizce sehven takibin iptaline karar verildiği tespit edilmekle tavzih talebinin kabulü ile hüküm kısmının şikayetin kabulü ile satışın durdurulmasına" şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin asıl kararı ile tavzih kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 305. maddesinde; "(l) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez" hükmü yer almaktadır. Yasa maddesinde öngörüldüğü üzere, açık olmayan veya çelişkili fıkraları kapsayan hükümlerin tavzihi istenebilir. Hakim verdiği hüküm ile bağlıdır. Hakim, sonradan hükmün yanlış olduğu veya kararda eksik hususlar bulunduğu kanaatine ulaşsa bile hüküm temyiz edilip bozulmadıkça veya yargılamanın iadesine karar verilmedikçe verdiği kararı değiştiremeyeceği gibi, unutulan bir husus hakkında karara sonradan ekleme yapması veya bu konuda ek bir karar vermesi mümkün değildir.
Hüküm sonucunu değiştirecek şekilde tavzih yapılmayacağından yerel Mahkeme’nin 18.07.2016 tarihli tavzih kararının kaldırılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Borçlu vekilinin asıl hükme ilişkin temyiz incelemesine geçildi.
6100 sayılı HMK'nun ''Taleple Bağlılık İlkesi'' başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; ''Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir'' hükmü düzenlenmiştir. Borçlunun şikayet dilekçesinde ileri sürdüğü şikayetleri asile yapılan tebligatların iptali, takip usulüne uygun kesinleşmeden satış istenemeyeceğinden icra müdürlüğünün satış işlemlerinin iptali ve satışın tedbiren durdurulmasıdır. Mahkemece talep olmadığı halde takibin iptaline karar verilmiştir. Borçlunun şikayet nedenleri ve alacaklının beyanları da değelendirilerek şikayetin sonuçlandırılması gerekirken talep de aşılarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 29,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy