MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili; haciz yapılan yerin borçlu tarafından 3. kişilere kiralandığının iddia edildiğini, ancak, borçlunun taşınmaz maliki olmadığını, kiraya verme ehliyetinin de bulunmadığını, 3. kişilerin sunduğu, fatura ve kira sözleşmesinin her zaman tanzimi mümkün belgelerden olduğunu, borçlu tarafından hacze konu mahcuzların 20/04/2013 tarihli fatura ile dava dışı "... Teksil - ..." a satıldığını, dava dışı bu firma tarafından da davalı 3. kişilere satıldığını, ancak dava dışı firmanın sahibi ...‘ın davalı 3. kişi ... ‘ın kardeşi olduğunu, borçlu ile 3. kişiler arasında muvazaalı işlemler yapıldığını iddia ederek, davanın kabulü ile 3. kişilerin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişiler vekili; haciz yapılan yerde birden fazla blok olduğunu, hacze konu makinelerin satımı için görüşürken kira bedelinin uygun olması nedeni ile haciz adresinin bir bölümünü borçludan kiraladığını, borçlunun diğer bölümde faaliyetine devam ettiğini, pazarlık aşamasında henüz müvekkillerinin adi ortaklıklarının resmi olarak kurulmaması ve henüz ellerinde çek defteri bulunmaması nedeniyle, borçlu tarafından faturaların dava dışı ...Teksil adına düzenlendiğini, ancak bedelleri ödenerek hacze konu makinelerin borçludan satın alındığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; ödeme emrinin, "no:15 adresinden taşındığı" gerekçesi ile iade edilmesi üzerine borçlunun mernis adresine tebliğ edildiği, haczin ise aynı yerde No:15/D blokta yapıldığı, bu adresin davalı 3. kişilerin vergi levhasındaki adresi olduğu, borçlunun bizzat haciz sırasında hazır olmadığı, 15 numaralı iş yerinin A'dan D'ye kadar bölümlere ayrılmış farklı adresler ve iş yerleri olarak kullanıldığı, taşınmazı kiraya verebilmek için Borçlar Kanunu'na göre taşınmazın maliki olmanın zorunlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Davaya konu 4.7.2013 tarihli haciz tutanağında, haczin yapıldığı binanın blok blok olduğu belirtilmiş olup, haciz, "...Mah. A. Nuri Erikoğlu Cd. No: 15/ D" adresinde yapılmıştır. Dayanak senette geçen adres ise, aynı yer no:15 olarak belirtilmiş, no:15 adresinde borçluya çıkartılan ödeme emri tebligat parçası ise, borçlunun adresten ayrılmış olması nedeni ile iade edilmiş, ev adresine tebliğ yapılmıştır. Ancak davaya konu haczin yapıldığı 04.07.2013 günü, aynı yer no:15 adresinde yapılan haciz de borçlu hazır bulunmuş, bilgisayarlar haczedilmiştir. Yine, davacının delil olarak sunduğu, ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2013/ 4439 sayılı takip dosyasında ise 04.07.2013 günü, aynı yer no:15 olarak belirtilen adreste yapılan haciz tutanağına göre, eldeki davaya konu mahcuzlar ile seri numaraları aynı olan dokuma tezgahları haczedilmiş olup, borçlu, 3. kişiler lehine istihkak iddiasında bulunmamıştır. Öte yandan, davalı 3. kişilerin vergi levhasında yer alan ve kendileri tarafından işletildiği iddia edilen, no:15/ D adresi, 01.04.2013 tarihinde 1 yıllığına adi yazılı alt kira sözleşmesi ile borçlu tarafından 3. kişilere kiralanmıştır. Dava konusu hacizden sonra, 15.07.2013 tarihinde ise davalı 3. kişiler haciz yapılan işyeri ile ilgili olarak taşınmaz maliki ile adi yazılı kira sözleşmesi imzalamışlardır. Buna göre, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Davanın İİK m. 99 gereğince alacaklı tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişiler tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davalı 3. kişiler, mahcuzların 2012 yılında borcun doğumundan önce borçludan satın alındığını ancak fatura kesilmediğini iddia etmekte ise de; borçlu tarafından hacze konu mahcuzlar dava dışı firmadan 26.3.2013 tarihli fatura ile satın alınmış 20.04.2013 tarihinde dava dışı Ra-TaTekstil firmasına satılmış olup, anılan firmanın sahibi ile davalı 3. kişilerden ... kardeştir. Davalı 3. kişiler, mahcuzların satışı ile ilgili pazarlık aşamasında adi ortaklıklarının resmi olarak kurulmaması ve henüz ellerinde çek defteri bulunmaması nedeni ile dava dışı ...Tekstil firması adına fatura düzenlendiğini, ancak mahcuzun kendilerine teslim edildiğini iddia etmekte iseler de; davalı 3. kişilerin adi ortaklık şirketi 19.04.2013 tarihinde kurulmuş olup, bunun yanında haciz tutanağında mahcuzların seri numaraları belirtilmesine karşın, faturalarda seri numarası yer almadığı, borçlunun ticari defterinin kapanış tasdiki olmadığı, ayrıca, haczin yapıldığı yere ilişkin sunulan kira sözleşmesi adi nitelikte olup, borçlu tarafından 3. kişi adına kiralandığı görülmektedir. Bu durumda, davalı 3. kişi tarafından delil olarak sunulan belgelerin, istihkak davalarında güçlü delil teşkil etmedikleri ve mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli olmadıklarının kabulü gerekir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nın 366 ve 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy