MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Kal, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi asıl dava davacıları vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29.05.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden İsmali Duvarcı ve müşterekleri vekili Av. ... ve karşı taraftan ... vekili Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Asıl dosya davacılar vekili, vekil edenlerinin 2667 ada 4 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının dava konusu taşınmazın bir bölümünü hiç bir yasal dayanağı olmaksızın işgal ettiğini belirterek, davalının haksız müdahalesinin önlenmesine, taşınmazın vekil edenlerine teslimine, davalının işgal etmesine karşılık, bilirkişi marifeti ile tespit edilecek alacaklarına dair fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100 TL ecrimisilin davalıdan alınarak vekil edenlerine verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosya davacısı, davacıların murisi ...... ile kendi murisi ...... arasında 13.01.1975 tarihinde harici satım sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme ile, davalıların murisinin sözleşme tarihi itibarıyla zilyetliğinde bulunan ve davalı olduğu için henüz tapu kaydı tescil edilmemiş bulunan sınırları senette yazılı 500 m2 miktarındaki taşınmazı kendisinin murisine sattığını, murisi ......' ın taşınmazın mülkiyetini bu şekilde devir ve teslim aldıktan sonra taşınmazın zilyetliğini ve mülkiyetini kendisine verdiğini, bu tarihten itibaren taşınmazın kendisinin zilyetliğinde bulunduğunu belirterek söz konusu harici sözleşme uyarınca davalılar adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmesini olmazsa harici sözleşme gereğince bedeli ödenen taşınmazın rayiç değerinin davalılardan müştereken tahsili ile kendisine verilmesini istemiştir.
Birleşen dosya davalıları ..., ..., davanın reddini savunmuştur.
Bir kısım davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, asıl dava olan el atmanın önlenmesi ve ecri misil davasının reddine, tarafların murisleri arasında yapılan sözleşmenin yapıldığı tarihte dava konusu taşınmazın tapuya kayıtlı bir taşınmaz olmaması, sözleşmeden doğan satış bedelinin ifa edilmiş olması ve davacının söz konusu taşınmazdaki zilyetliği devam ettiği gerekçesi ile birleşen dosyada davacı ...'ın davasının kabulüne,birleşen tapu iptal ve tescil davasının kabulüne, 2667 ada 4 parselde kayıtlı taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, asıl dava davacılar/birleşen dava davalıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, tapulu taşınmaza yapılan el atmanın önlenmesi ve ecri misil isteğine birleşen dava ise harici satıma dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 2667 ada 4 parsel sayılı taşınmazın öncesinin 8 parsel sayılı taşınmaz olduğu, 8 parselin 61/128 payının hükmen 24.12.1987 tarihinde davacıların yakın murisi...... adına tapuya kayıt edildiği, hükmen tescil dosyası ve 8 parselin kadastro tutanağının tüm araştırmalara rağmen bulunamadığı, 13.01.1975 tarihli harici satım sözleşmesi ile davacıların yakın mirasbırakanı......'nın kadastral numarası 8 olan taşınmazı davalının yakın mirasbırakanı ......'a devrettiği, sözleşmenin içeriğinde dava konusu taşınmazın Kadastro Mahkemesi'nde davalı olduğunun belirtildiği, böylelikle taşınmazın tespit tarihinden sonra ancak tespitin kesinleşmesinden önce davacıların murisi tarafından davalının murisine satıldığı anlaşılmaktadır.
Tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı TMK'nın 706, 6098 sayılı TBK'nın 237, 818 sayılı BK'nın 213, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK'nın 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu husus 6098 sayılı TBK'nın 237. maddesinde “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır.” şeklinde açıklanmıştır. Bu sebeple resmi memur önünde yapılmayan harici satış senetlerine değer verilemez ve buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz.
Somut olayda, dava konusu taşınmaz hükmen 24.12.1987 tarihinde tapuya tescil edilmiş, hükmen tescil dosyası ve dava konusu taşınmazın kök parseli 8 parselin kadastro tutanağı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştır. Davalılar vekilince, 8 parsel sayılı taşınmazın öncesinin tapulu olduğuna dair ispat vasıtası olarak, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1982/99 Esas sayılı dosyası ile 1996/469 Esas sayılı dosyasının karar örnekleri dosyaya sunulmuştur. Bahse konu dosyalarda dava konusu parselin kök parseli olan 8 parselin öncesinin tapulu olduğu belirlenmiştir. Ancak mahkemece, bahsi geçen dava dosyaları hakkında yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bahsi geçen dava dosyalarına konu olan taşınmaz ile eldeki dava konusu taşınmazın aynı taşınmaz olup-olmadığı araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Şöyle ki, 8 parselin öncesinin tapulu olduğu tespit edildiği takdirde, birleşen davanın reddine, tapusuz olduğunun tespiti halinde ise şimdiki gibi kabulüne karar verilecektir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; yukarıda bahsi geçen ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1982/99 Esas sayılı dava dosyası ile 1996/469 Esas sayılı dava dosyasının (dosya içeriğine göre tüm araştırmalara rağmen bulunamadığı tespit edilmiş ise de) yeniden detaylı bir şekilde araştırılarak dosya arasına alınması, bulunamadığı takdirde kesinleşme şerhi verilmiş karar örneğinin getirtilmesi, eldeki dava konusu 2667 ada 4 parselin kök kaydının 8 parsel sayılı taşınmaz olduğunun ve bahsi geçen dosyalardaki kök tapu kaydı ile aynı taşınmaza ait olduğunun her türlü tereddütten uzak bir şekilde tespit edilmesi, dava konusu taşınmazın öncesinin tapulu olduğunun tespit edilmesi halinde asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine, tapusuz olduğunun tespiti halinde ise şimdiki gibi karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ve araştırma ile birleşen davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, asıl dava davacılar/birleşen dava davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Askari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.630,00 TL Avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacılara verilmesine, HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 29.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.