MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu vekili, haciz ihbarnamelerinde dosya borcunu aşan bir tutarın yazılı olduğunu, bankalara gönderilen haciz ihbarnamelerinin 4 nolu maddesinde, bankadaki hak ve alacakların ihtiyati haczine karar verildiğinin yazılı olduğunu haciz tatbik edilmek istenen banka hesaplarının kamuya tahsis edilmiş veya fiilen kamu hizmetinde kullanılan hesaplar olduğunu belirterek, 5393 sayılı Yasa'nın 15. maddesine aykırı, 29/07/2015 tarihli müdürlük işleminin ve buna göre çıkartılan haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, haciz ihbarnamalerinin usul ve yasaya uygun olduğu belirtildikten sonra kamuya tahsis kararı alınan hesaplara haciz uygulanmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlu vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değil isede;
5393 sayılı Yasa'nın 15. maddesinde; "Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri şartlı bağışlar ve kamu hizmetinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez" hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, yine bu maddeye göre haczedilmezlik şikayetinin kabul edilebilmesi için mahcuzların kamu hizmetinde "fiilen" kullanılması gerekli olup, kamuya tahsis kararı alınmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Somut olayda; İcra Müdürlüğü tarafından 29.07.2015 tarihinde borçlunun 3. şahıslarda bulunan alacaklarının haczi için İİK'nun 89/1 maddesi gereğince haciz ihbarnameleri gönderildiği, bunun üzerine Halk Bank ve Ak Bank tarafından borçlunun hesaplarına haciz şerhi işlendiği şikayet sebepleri arasında 5393 sayılı Yasa'nın 15. maddeside bulunduğu göz önünde bulundurularak; haciz yazısında belirtilen hesap numarasına uygun hesap ekstreleri getirtilerek, hesaptaki paraların mahiyeti ve kaynağı belirlenip, alanında uzman bilirkişi marifeti ile şikayet nedenleri kapsamında değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi yerine, eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz olmuştur.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.