MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili; borçlu şirket adına kayıtlı....plakalı araca kayden haciz konulduğunu, davalı 3.kişinin aracı 19.09.2008 tarihinde satın aldığı iddiası ile haczin kaldırılmasını istediğini belirterek davalı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi ile tazminata karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili,dava konusu aracı davalı borçludan 19.09.2008 tarihinde iyi niyetle satın aldığını belirterek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı alacaklı ve davalı 3.kişi tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay ....Hukuk Dairesi’nin 1.6.2010 gün ve 2010/338-4975 Esas, Karar sayılı ilamı ile davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile davalı 3.kişinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzelterek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı alacaklı tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Yargıtay ..... Hukuk Dairesi’nin 03.05.2011 gün 2011/4527-4245 Esas, Karar sayılı ilamı ile; davalı 3.kişi, dava konusu aracı her ne kadar trafik kaydına haciz şerhi konulmadan önce satın almış ise de, satışın borcun doğumundan sonra yapıldığı ve yakın tarihlerde borçlu adına kayıtlı 104 adet araç satıldığı anlaşıldığından borçlu adına kayıtlı 104 adet aracın, borçlu tarafından kimlere satıldığı araştırılarak, davacı adına yakın tarihlerde yapılmış önemli sayılabilecek satışların bulunması halinde, davacının borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği dolayısı ile kötü niyetli olduğunun kabulü ile alacaklı tarafından açılan davanın kabulüne, aksi durumda şimdiki gibi karar vermek gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece,usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak bozma ilamına uygun araştırma yapıldığı ve borçlu adına kayıtlı 104 adet aracın, borçlu tarafından farklı kişilere icra takibinden çok kısa süre önce satıldığı anlaşıldığından, davacının borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği dolayısı ile kötü niyetli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı üçüncü kişi vekili, tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
19.09.2008 tarihinde yapılan noter satış sözleşmesi ile davaya konu aracın mülkiyeti davalı üçüncü kişiye geçmiş olup davalının aracı satın aldığı tarihte, kaydında herhangi bir haciz şerhi bulunmadığı gibi trafik tescil işlemi yaptırmaması nedeniyle söz konusu aracın kaydına 22.10.2008 tarihinde yani satış tarihinden sonra haciz konulmuştur. Oysa ki sözleşmenin tescili sadece açıklayıcı bir işlem olup,noterde yapılan sözleşmede araçların bedelinin alındığı da belirtilmiştir. Buna göre, İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi üçüncü kişi yararına olup, bu yasal karinenin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Davacı alacaklı tarafından, davalı 3.kişinin kötüniyetli olduğu ve yapılan satış işleminin muvazaalı olduğunu ispat edebilecek herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır. Kaldı ki,davacı alacaklı; borçlunun alacağı ödememek için, mal varlığını azaltıcı veya artışını önleyici nitelikte, borçlu tarafından yapılan bir taraflı hukuki işlem bulunduğu iddiasını tasarrufun iptali davasında ileri sürebilir.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 02.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy