MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı borçlu vekili ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili; müvekkil şirket adına kayıtlı iş makinesine haciz konulduğunu, mahcuzun takip tarihinden önce müvekkil şirket tarafından satın alındığını belirterek, haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili; Ankara 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli kararı ile borçlu şirket yönünden takibin iptali kararı verildiğini, davanın konusuz kalması sebebiyle reddi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı borçlu vekili; borçlu aleyhine başlatılan takibin iptal edilmiş olduğunu ve haczin kaldırıldığı belirtilerek, istihkak koşullarının oluşmadığını ileri sürmüş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; her ne kadar takibin iptal edildiği taraflarca ileri sürülmüş ise de dava tarihinde sicil kayıtlarına göre mahcuz forklift üzerinde kayden haczin devam ettiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş ve yargılama gideri mahcuzu satın almasına rağmen adına tescil ettirmeyen davacı üzerinde bırakılmış, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davalılar borçlu ve alacaklı tarafından dosyaya sunulan Ankara 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 18.12.2014 tarihli ve 2014/1167 Esas, 2014/1229 Karar sayılı dosyanın incelenmesinde; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/613 esas sayılı iflasın ertelenmesi davasından verilen 21.08.2014 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile borçlu aleyhine yapılan takiplerin durmasına ve yeni takip yapılmamasına karar verildiği, tedbir kararının halen devam ettiği, alacaklının ise bu tarihten sonra 26.11.2014 tarihinde icra takibine başladığı gerekçesiyle,davalı alacaklının borçlu şirket aleyhine yaptığı takibin iptaline karar verildiği, yapılan UYAP sorgulamasına göre de, tarafların kararı temyiz etmemesi nedeniyle kararın 09.02.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, takip iptal olmuş, dosyadaki hacizler de kalkmıştır.
Bu sebeple, Mahkemece, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve tarafların haklılık durumu dikkate alınarak yargılama giderlerinden hangi tarafın sorumlu olduğunun belirlenmesi gerekirken, davanın esası hakkında davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
12.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy